19.Yüzyılda Osmanlı Devleti

2

19.YY’DA OSMANLI DEVLETİ

15.yy sonu ve 16.yy başlarında Batıda bir dönüşüm süreci başlamıştır. Gelişen ticari ilişkiler,parasallaşma, Rönesans, reform… vb. bu süreç 18.yy’da gerçekleşen sanayileşme ile yeni bir boyut kazanır.

Osmanlı devletine baktığımızda Kanuni’den sonra 19.yy’a kadar geçen iki yy süre geçiş sürecidir. Klasik yapının çözüldüğü ,tımarın iç ve dış siyasal ve ekonomik etkenlerle bozulduğu bir dönemdir.19.yy ile çağdaş döneme adım atılır. Daha önceden 16.yy’da Osmanlı’da parasallaşma süreci başlamıştır. Bu süreç klasik yapıyı etkilemiştir ancak yeni bir yapının oluşması,yapısal dönüşümler 19.yy’da ortaya çıkmıştır. Osmanlı’nın bu yy’da girdiği dönem kapitalistleşme dönemidir.geçimlik olan yapılar çözülür,ekonomi parasallaşır,ülkenin iç ve dış bütünleşmesi hızlanır.

Osmanlı Batının ekonomik toplumsal etkisine 16.yydan itibaren maruz kalmıştır. 1838 Baltalimanı ticaret sözleşmesi ile Osmanlı Batı ile ilişkilere başlar. Osmanlı eski düzenini geleneksel , kapalı, provizyonist ,fiskalist ekonomiyi bırakıp dışa açılacaktır. 1838de Osmanlı’da ilk banka kurma girişimi olmuştur.

Osmanlı ekonomisi 1820lerden itibaren hızlı bir parasallaşma sürecine girmiş ,iç ve dış ticaret genişlemiş, kapalı, durağan, geçimlik iktisadı yapısı yerine dinamik, büyüyen, gelişen bir ekonomik yapı olmuştur.

1839da Tanzimat fermanı ilan edilmiştir. Bu fermanla birlikte başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Osmanlı topraklarında yabancıların söz hakkı artmıştır. Ayrıca bu fermanla birlikte iktisadi kurumsallaşma başladı. Bu süreçte en başta banka ve kredi kurumları yer alır. Osmanlı, Kırım savaşı(1854) ile birlikte ve Avrupalı güçlerin entrikaları sebebiyle dış borçlara açılmıştır. İç borçlarını dış borca dönüştürmek, parasal ve mali olumsuzlukları ortadan kaldırmak, serbest ticarette özgür olmayı din ve ırk farkı gibi ayrımlara girmeden azınlıkların durumlarını düzenlemek istiyordu ve bu yüzden 1856da Islahat fermanını ilan etmiştir. 1875te meclisi ticaret ve ziraat kurulur, sanayi ve ziraat odaları kurulur.Tarımda meta üretimine geçilir ve tarımsal ilişkiler parasallaşır. Dış ticarette tarımsal ürünler ön plana çıkar. Toprakta verim artırıcı önlemler alınır ve özendirici politikalar izlenir. Lonca yapılı zanaat çözülmeye başlar. Pazara açılan atölyelerde üretim yaygınlaşır. Dokuma, deri… yerel ticaret ağı ülke ve ülkeler arası düzeye çıkar.

Bazı çalışmalara göre 19.yy Osmanlı ekonomisi bir yarı sömürgeleşmedir. Ticaret sözleşmeleri ile kapitülasyonların korunmasında batı ülkelerine yeni imtiyazlar verilir, serbest ticaret ortamının Osmanlı sanayisini çökerttiği savunulur. Osmanlının sanayileşememesi dış ticaret ilişkilerindeki serbestiye bağlanır. Cihan harbine kadar Osmanlının dış ekonomik ilişkilerini kapitülasyonlar belirlemiştir. Babıali, gümrük politikalarını iyi yönlendirememiştir.

19.yyda önceleri Osmanlı aydınları serbest dış ticareti savunurken 2. Meşrutiyet döneminde koruyucu politikalar izlenmesini savunmuştur.

Tanzimat öncesinde ticaret kısıtlayıcı tezkere ve yed-i vahide(tekel) yöntemleri vardı. 1823ten sonra bazı ürünlerin ihracı tezkereye bağlanmış, bir ürün esnafın ihtiyacını karşıladıktan sonra , tezkere alan tüccar tarafından ihraç edilirdi. Yed-i vahit de ürün alım satımına devlet tekel koymuş, bu yöntemle fiyatın devlet tarafından asgari düzeyde tutulması nedeniyle üretimi olumsuz etkilemiştir. 1838-1946 arası yürürlüğe giren ticaret sözleşmeleri ile yed-i vahit kaldırıldı.

Yapılan gümrük politikalarının farklı amaçlar için kullanılabileceği Babıali tarafından görlür ve dış ticaret politikasında kaygı olmaya başlar. 2. Meşrutiyetle Ülke ekonomisinin gerektirdiği önlemler doğrultusunda yeni bir gümrük politikası gündeme gelir. Bu iktisadi gümrük politikası bazı gümrük gelirerini düşürse de tarım ve sanayi gelişerek bireylerin vergi ödeme gücünü artırarak gümrük gelirlerindeki düşüş rüsum ve vergilerle giderilecektir.

1916da advalorem yerine spesifik gümrük düzenine geçilir. Bu mali kaygılara neden olsa da uzun yıllar gündemde kalmıştır. 1890da Almanya ile yapılan anlaşma bu niteliktedir. 2. Meşrutiyetin ilk yıllarında da Avusturya ile tarife usulü uygulaması üzerine bir anlaşma yapılmıştır.

Osmanlıda ekonominin gelişmesi ve sanayileşmesi için toplumda ticaret,tarım ,nüfus, ulaşım, iletişim ve kurumsal düzenlemelerin birlikte olması gerekir. Eğer nüfus etmeni bir yana bırakılırsa, Tanzimat, iç ve dış ticaret gelişimi tarımda meta üretimine geçiş, tek parasistemine geçiş ticaret odalarına, yasal ve kurumsal düzenlemelere girişilmesi açısından bir dönüm noktasıdır.

Osmanlı gerek nüfusta gerek tarımda radikal dönüşümler cumhuriyet döneminde, 1950li yıllarda dinamik nitelik kazanır. Kapitalistleşme sürecinde sanayileşme öncesi Pazar ekonomisi Osmanlıda çok geç gündeme gelebildi. Gelişme ekonomisi açısından Osmanlının yoksun olduğu en önemli girdi nüfustur. 19.yy dünyasında ülkelerin nüfus yoğunluğuna baktığımızda Osmanlının beşeri sermayeden yoksun olduğunu görürüz.Düşük nüfus yoğunluğu olan ülkede tarımda bir emek fazlası oluşmaz.tarım dışı sektörlerde iş gücü talebi karşılanamaz.. emek açığı yüzünden ücretler yüksek kalır. Bölgelere göre farklı ücret düzeyleri oluşur. Bu durum iletişim ve ulaşım araçlarının yetersizliğinde önemli rol oynar. Sanayileşmede tarım ve nüfus gibi arza yönelik unsurların yanı sıra talebi belirleyen etmenlerde rol oynar.

Klasik Osmanlı toplumunun yapısındaki çözülmede gecikme bilgi beceri sahibi işgücünün oluşması, teknoloji transferi için gerekli düşünce ortamının gelişmesini engeller. İlk dokuma fabrikalarında makine haricinde ustabaşları da yurtdışından getirilir.

Osmanlının 19.yyda izlemiş olduğu liberal dış ticaret politikası yarattığı olumsuzluklara rağmen iktisadi gelişme olur. 1820-1914 arasında dış ticarette 10-12 kata varan büyüme olmuştur. Sanayileşme vurgulanan maddi ortam gereklerinin yanı sıra bir zihniyet bir bilinç sorunudur. Tanzimat dönemi Osmanlı aydını liberal, klasik iktisattan yanadır. Karşılıklı üstünlükler ilkesine inanır. Osmanlının tarımda uzmanlaşması gerektiğini söyler. Sanayileşme klasik iktisat verilerinde kaynak israfı olarak görülür. Liberal 19.yy Osmanlı iktisatçılarının ortak noktasıdır.

Yy’ın sonunda Osmanlı liberallerinin sözcüsü Mehmet Cavittir. gümrük duvarları içinde sanayileşme girişiminin ülkeyi yoksullaştıracağını savunur. Cavit beye göre sermaye sahipleri rekabet gücünden yoksun bir iktisat politikası izlerler. Ona göre tarım ve ticaretini geliştirerek ileri ülkeler arasına girebilir ve sanayi bu sürecin arkasından gelir.Teorik olarak 19.yy liberalizmini Cavit Bey savunmuş, Musa Akyiğitzade müdahaleciliği savunmuştur. Musa bey bebek endüstriyi savunmuştur. Osmanlı için tek çıkar yolu sanayileşmede görünür ve bunun için ilk şart koruyucu bir dış ticaret politikasıdır.

Kısaca özetlemek gerekirse, 18.yy’a kadar verilen intiyazlar, Osmanlı ekonomisine bir tehdit teşkil etmiyordu. 18.yy’ın sonlarında Osmanlı siyasi ve iktisadi bakımdan Batı Avrupa’ya bağımlı hale geldi. İngiltere Osmanlı’nın iç siyasi buhranlarından yararlanarak 1838’de Balta Limanı Anlaşması’nı imzalamıştır. Bu anlaşma ile Osmanlı’da kendi dolaşma serbestisine engel olan kısıtlamaların iptalini sağlamıştır. Tanzimat dönemi devlet adamları Osmanlı’nın toparlanması ve bağımsızlığı konusundaki temel adım kapitülasyonlardan kurtulmaktır. Tanzimatla birlikte Osmanlı’da ilk kredi kurumları oluşur, iktisadi kurumlaşma gündeme gelir. Tarımda meta üretimine geçilir, tarımsal ilişkiler parasallaşır. Dış ticarette tarımsal ürünler ön plandadır.

 

KAYNAKLAR

Toprak Zafer, İktiasat Tarihi

Cem İsmail, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi

Kepenek Yakup, Türkiye Ekonomisi

Boratav Korkut, Türkiye İktisat Tarihi

www.ekonometrik.com

 

2 Yorum
  1. Salim Ozan says

    Bu güzel paylaşımınız için teşekkürler.. Kaliteli paylaşımlarınızın devamını bekliyoruz. Kolay gelsin!

  2. Sema kılınç Deniz says

    Teşekkür ederim.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.