1988-2006 Yılları Arasında Türkiye İmalat Sanayisinde Ücret Ve Verimlilik İlişkisi

0

ÖZET:

İmalat sanayinin üretim yapısı çok önemli bir makroekonomik göstergedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde yüksek teknolojiyle üretim yapan imalat sanayinin ülkenin GSYiH’na önemli katkılar sunduğunu ve böylece ekonomik büyümenin lokomotif sektörlerinden sayılabileceğini biliyoruz.

Bu çalışmada, Türkiye İmalat Sanayi için 1988-2006 yılları arasında emek verimliliği ile ücretler arasındaki ilişki koentegrasyon analizi ile incelenmiş, ilişkinin yönünü görebilmek için Granger nedensellik testi yapılmıştır. Bu kapsamda, özel sektör, kamu imalat sektöründe yapılan analizlerde koentegresyon analizi sonucu hem özel hem de kamu sektöründe verimlilikler ile ücretler arasında bir ilişki olduğu saptanmış, bu doğrultuda yapılan Granger nedensellik analizinde yalnızca kamuda ücretlerden verimliliğe doğru bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Türk imalat sanayinin emek üretkenliğine dayalı bir yapı ile üretim gerçekleştirdiği yorumundan hareketle, bu sektörde yıllar bazında emek aleyhine gelişmelerin yaşandığı sonucuna varılmıştır.

1980’li yılların ardından dünya hızlı bir küreselleşme sürecine girmiştir. Küreselleşme ile birlikte sermaye ve mal hareketlerinin dolaşımı serbestleşmiş ve dünya ortak bir pazar haline dönüşmüştür. Bu şartlar altında özellikle firmaların yaşamlarını sürdürebilmeleri ve rekabet edebilmeleri kaliteli ürünleri düşük maliyetle üretmekten geçmektedir. Maliyetleri düşürmenin temelinde ise, kaynakların etkin kullanımı ve buna bağlı olarak verimli üretebilme yani verimlilik kavramı ön plana çıkmaktadır.  Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden imalat sanayinin çıktı düzeyinin artığı dönemlerde dikkati çeken önemli bir husus da emek verimliliğinde görülen değişmelerdir. Ücreti de emeğin karşılığı olara tanımladığımızda, ücretlerle verimlilik arasında pozitif bir ilişki beklemek doğru olacaktır.  Bu bağlamda verimlilikten ücretlere doğru pozitif bir nedensellik beklenmektedir.

LİTERATÜR:

Klasik ücret teorisi, değerin emek-değer teorisi ile ifade edilmesine ve üretim faktörlerinin bölüşüm ilişkilerinin açıklanmasına dayanır. Emek-değer teorisi bağlamında ücret, Marx dışındaki tüm klasiklerde emeğin karşılığı olarak ödenen bedeldir. Oysa Marx’ta ücret, emek-gücünün karşılığı olarak ödenen bedeldir. Marx ve Malthus dışında, mahreçler yasasının işlerliği temelinde tam istihdam dengesi, Marx ve Malthus’ta ise tam istihdamın gerçekleşmeyebileceği öngörülür, ekonomide rekabetçi şartlar varsayılmaktadır ve bu şartlar altında reel ücret dengesi geçimlik düzeyde oluşur. Bununla birlikte ücret düzeyi, toplum koşullarının gerektirdiği uygun orana tabidir. (Kaytancı, 2008: 116)

Joseph E. Stiglitz ise , ücret verimlilik ilişkisi ile ilgili literatürde alternatif beş farklı

açıklama olduğunu belirtmektedir:

1.  Bireylerin verimlilikleri onların beslenmelerine, beslenmeleri ise onlara yapılan ödemelere bağlıdır. Firmalar verimliliği korumak için, gerekirse işsizliğe neden olmak pahasına, ücreti belirli bir düzeyin altına indirmezler.

2.  İşgücü devir hızı (turnover) temelindedir. Ücret düzeyi düşükse, işgücü devir hızı da yüksek olacaktır. Firmalar işgücü devir hızının yol açtığı maliyetlerin bir kısmını üstlendiği sürece işçilerin net verimliliği düşecektir. Düşük ücret işçilerin işten ayrılmasına ve daha yüksek ücretli yeni bir iş aramalarına yol açabilir. Firmalar bu durumda daha az işgücü çalıştırmayı göze alabilir fakat ücret indirimine gidemezler.

3. İşçilerin özellikleriyle ilgili bilgilerin yetersizliğidir. Farklı kalitedeki işçileri bir uyum içerisinde çalıştırabilmek, onların ücret seviyelerinin iyi bir düzeyde olması ile sağlanabilir. Bu bağlamda, daha yüksek ücret ödeyerek daha yüksek kalitede işgücü elde edileceği düşünülür.

4. İşçilerin tavırları ile ilgili bilgi eksikliği temelindedir. İşçilerin işten kaytarmalarının ve görevlerini ihmal etmelerinin engellenmesi için firmalar bazı araştırma çalışmaları ile uygulamalarda bulunurlar ki, bunlar bir maliyet konusudur. İşçiler tatmin edici ve hatta teşvik edici bir ücret aldıkları zaman görevi ihmalden kaçınacaklardır. Başka bir firmaya gitmeyi de düşünmeyeceklerdir. Dolayısıyla, daha iyi ücret onların verimliliklerini artıracaktır.

5. Sosyolojik teorilerdir. Bireylerin performansları kendilerine adaletli bir durumun sağlanıp sağlanmadığına bağlıdır. Bireyler parasal ücret indirimlerinin adaletsiz olduğuna inandıkları müddetçe firmaların parasal ücret indiriminde bulunmaları çok zordur. Aksi takdirde performansları çok düşecektir (Stiglitz, 1984, 43- 48, 55).  aktaran (uğur Bülent kaytancı)

De Jong ve Soete’nin (1997) analizine göre 1937 yılından itibaren Belçika’da imalat sektöründe verimlilik artısı yavaş fakat istikrarlı bir trend gösterirken, gerçek ücretlerdeki değişme istikrarsız bir yapıda seyretmiştir.

Fedderke ve Mariotti (2002) Güney Afrika’da 48 alt sektörü kapsayan çalışmalarında işgücü verimliliğinde artış görülen sektörlerin bunu gerçek ücretlere büyük ölçüde yansıttıklarını bulmuşlardır.

Wakeford (2004) ise 1970Q1- 2002Q4 arası Güney Afrika imalat sektörüne ait zaman serilerini kullanarak yaptığı çalışmada uzun dönemde verimlilik artışlarının reel ücretlere ancak %38 oranında yansıtıldığı sonucuna ulaşmıştır..

Marquetti (2004) ABD için 1869-1999 yılları arasındaki verimlilik ve reel ücret ilişkisini koentegrasyon analizi kullanarak araştırmış ve iki değişken arasında uzun dönem bir ilişki olduğunu bulmuştur.

İktisat litaretüründe, genel anlamda verimlilikten ücretlere doğru pozitif bir nedensellik beklenmektedir. Bunun nedeni olarak ise, sendikaların ücret pazarlığını performans bazlı yaptıkları için artan verimlilik ile ücretlerinde artması beklenir. Ücretlerden verimliliğe doğru da pozitif bir nedensellik beklenmektedir. Etkin ücret kuramı, işgücü güdülemesinin bir aracı olarak ücretler üzerinde durmaktadır. Bu kurama göre firmalar, çalışanlarına piyasa denge ücretinden daha yüksek bir ücreti, çalışanların iyi bir isi kaybetme korkusuyla daha fazla çalışmalarını sağlamak için öderler (Fischer ve Dornbusch, 1998; 221). Bu nedenle çalışanların isini kaybetmeme korkusuyla daha fazla çalışmaları verimliliği arttırması beklenir.

Verimlilik-ücret ilişkisiyle ilgili ulusal literatüre bakıldığında bunun genellikle çeşitli kamu kurumları ile isçi ve işveren örgütlerinin yayınladığı raporlardan oluştuğu görülmektedir. Uluslararası literatürün aksine Türkiye’de akademi-kaynaklı çalışmalar oldukça sınırlıdır.

Eşiyok (1999) Türkiye imalat sanayinde ücretler ve verimlilik arasındaki ilişkiyi özel ve kamu sektörü ayrımına giderek Granger Nedensellik testi yardımı ile incelemiş, sonuç olarak da yalnızca özel sektörde verimlilik ile ücretler arasında bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna varmıştır. ( Eşiyok, 1999: 23)

Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayınlanan bir raporda imalat sektöründe 1997 yılındaki reel ücretlerin 1980 yılı reel ücret düzeyinde kaldığı belirtilerek “son yirmi yıldır reel ücretler reel işgücü verimliliğine paralel gitmemektedir”(TCMB, 2002:48) denilmektedir.

Taymaz ve Suiçmez’e (2005) göre ekonomik kriz yılı olan 2001 yılında imalat sanayiinde emek verimliliğinde kayda değer bir düşüş olmamasına rağmen reel ücret endeksinde yaklaşık %41’lik bir azalma olmuş ve dolayısıyla kriz ücretli kesime yüklenmiştir.        Özmucur (2003) 1950-1998 yılları arasını kapsayan analizinde özel imalat sektöründe verimliliğin kamu sektöründen daha yüksek olduğu ve ücretlerle verimlilik arasında da yakın bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşmıştır. Söz konusu bu çalışmalarda Özmucur (2003) zaman serileri üzerinde 3SLS analizi uygularken diğerleri basit data analizi yöntemlerine başvurmuşlardır.

Uras (2000) da emek verimliliğinin Türkiye’de gelişmiş ülkelere kıyasla çok düşük olduğunu ve dolayısıyla bu durum göz önünde bulundurulmadan sadece reel ücretlerin ülkeler arasında kıyaslanmasının yanıltıcı olacağını belirtmektedir.

Yeldan (2010), istihdamsız büyüme esnek işgücü adlı yazısında tablo 2’de göreceğimiz üzere, Türk özel imalat sanayinde ücretlerle verimlilik arasında bir ilişkinin olmadığını, özelikle 1996 yılından itibaren reel ücretlerle üretkenlik endeksi arasındaki makasın giderek açıldığını göstermiştir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.