2017 Yılından 2018 Yılına Doğru Bir Yıllık Ekonomik Değerlendirme

0

2018 yılına girmeye sayılı saatler kala, 2017 yılının analizini ekonomik çerçevede kısaca yapmaya çalışalım. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 2017 yılı ekonomik, kültürel ve sosyal anlamda olumsuzlukların yaşandığı bir yıl oldu. Küresel çerçevede bakacak olursak Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın agresif dış (ve iç) politikaları, Haziran ayında yapılan Brexit oylaması,  Ortadoğu’da devam eden karışıklıklar ve iç savaşlar, Fed’in faiz artırımları, Hollanda ve Almanya’da yaşanan hükümet bunalımları ve yılın son günlerinde gelişen Kudüs olaylarını gösterebiliriz. Türkiye’ye bakacak olursak Rus büyükelçisinin bir Türk kamu görevlisi tarafından gözler önünde öldürülmesi, 20 Temmuz 2016’dan beri devam eden Olağanüstü Hal (Ohal)’in yarattığı güvensizlik, 16 Nisan Referandumunun bütçe üzerinde yarattığı yük, enflasyonun önlenemez yükselişi, işsizliğin çift hanelere yükselmesi, Abd ile yaşanan vize sorunları, Reza Zarrab ve Halkbank davasının ülke imajını olumsuz yönde etkilemesi ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’ler ile Meclis’in işlevinin azalması şeklinde sıralayabiliriz.

Bu olaylar gerek Türkiye’de gerekse dünyada geçmiş yıllarda bu denli peşpeşe ve sert olmuş olsaydı ekonomilerin çökmesine ve büyük krizlerin olmasına neden olurdu. Ancak hem Türkiye’de hem küresel piyasalarda beklenen yüksek kriz seyri yaşanmadı. Piyasalarda artık aldırmazlık söz konusu var diyebiliriz.

2017 yılında küresel piyasalara bakarsak;

  1. Amerika Birleşik Devletleri: Trump’ın başkanlık yarışından galibiyetle ayrılması ve sert bir politika silsilesine rağmen Abd ekonomisi krizin etkilerini, piyasa dalgalanmalarına rağmen atlattı diyebiliriz. 2018 yılı içinse Fed faiz arttırımına 3 defa daha gideceğini açıkladı. Bunun anlamı Amerikan ekonomisi 2018 yılı içerisinde piyasalardan toplayacağı dolarlar ile birlikte küçüleceği yönünde. Tabi bunu resesyon anlamında yorumlamamak gerekir. Sadece stabil yani durağan yönlü ekonomi politikası uygulayacak gibi görünüyor. Fed, 2018 yılında piyasalardan 420 milyar dolar tutarında para çekecek.
  2. Avrupa: İngiltere, Brexit oylamasının yarattığı olumsuz duruma rağmen ekonomik performans açısından olumlu bir yıl geçirdi. Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası, tıpkı Abd’de olduğu gibi parasal genişlemeyi azaltacak kararları alması olasılık dahilinde. Diğer bir taraftan genişlemeyi azaltma kararının 2019 öncesinde olmayacağı diğer bir tahmini oluşturuyor.
  3. Asya: Japon ekonomisi 2017’de toparlandı. Japon Merkez Bankası, ileri tarihlerde parasal genişlemeyi azaltacak bir seçenek ortaya çıkarmadı. Çin, yarattığı büyüme kaybedici ivmeye karşın kriz ortamının yaratılmasını sağladı. Likidite anlamında 2018 yılında Çin’de bir daralma beklenmiyor.

Özet: 2018 yılı için piyasalarda olumlu yönde hamleler bekleniyor. Bilanço küçülmeleri ve piyasadan para toplama hamleleri, Jeopolitik risklerin yaratabileceği olumsuzluklara karşı tedbir olarak görülüyor.

Türkiye: 2017 yılında yaşanan olumsuzluklara rağmen önemli ölçüde büyüme ivmesi yakaladı. Ancak kronik sorunumuz enflasyon, işsizlik, bütçe açığı, öviz kurundaki artış nedeniyle dış borç stoğunda oluşan artış ekonomik sıkıntılara neden oldu. Türk Lirası yabancı paralara karşı değer kaybetti. Brent petrolde yaşanan artış cari açığın artmasına neden oldu. 2018 yılı içinse petroldeki artışın yaşanacağını içeren göstergeler cari açığı artırabilir.

Fed’in faiz artıracağı (2 defa) açıklamaları dış finansmana erişimi zorlaştırabilir. Borç para bulmada yaşanabilecek sıkıntı, maliyet artışına neden teşkil eder. Avrupa’da sağlanan büyüme ivmesi ile birlikte ihracatının yüzde 50’den fazlasını bu pazara yapan Türkiye, bir nebze olsun döviz konusunda rahat nefes alabilir. İşsizlik seviyesi yüzde 20’nin üzerinde şu an. Bu seviyeyi aşağıya çekmek için bazı adımlar 2017 itibariyle atılmış durumda. Örneğin kamuda yaratılan 110 bin kadro veya Cumhurbaşkanı’nın işverenlere her bir işletme için 2 kişiyi daha istihdam etmesi şeklinde. Bunlar şimdilik geçici çözümler olsa da kalıcı çözümleri hızlı bir şekilde atılması gerekir.

Ülkemizdeki politika faizi yüzde 8, geç likidite pencere oranı ise yüzde 12,75. Merkez Bankası piyasaları politika faizi üzerinde fonluyor gibi gözükse de aslında geç likidite pencere oranını kullanıyor. 2018 yılında da bu yüksek faiz oranının devam edeceği ve yurtdışından sıcak paranın daha fazla geleceği tahmin ediliyor.

Kaynak: Bu yazıda yazılan bazı bölümler www mahfiegilmez com/2017/12/2017den-2018e-gecerken.html#more adresinden alıntı yapılarak yazılmıştır.

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Konaklama İşletmeciliği bölümü mezunuyum. İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünde Yüksek Lisansımı tamamladım. İlgi alanlarım Ekonomi, Marka Yönetimi ve Markalaşma, Genel ve Türk Siyasi Tarihi ile Roma Tarihi ve Sağlık Bilimleridir. Tarih, Ekonomi ve güncel konular hakkında ayrıca kendime ait bir blog sitem mevcut. Buradan da beni takip edebilirsiniz. : mehmetayaz2828@blogspot.com.tr

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.