24 Haziran Seçimlerine Dair: Kazanan Kaybetti, Kaybeden Kazandı

0

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla erken seçim kararı alan Türkiye, 24 Haziran’da seçime gitti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan birinci olurken, milletvekili seçimlerinde koalisyon dönemlerini hatırlatan bir dağılım ortaya çıktı.

Genel eğilim, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağı yönündeydi. CHP’nin adayı Muharrem İnce’nin ilk turda seçileceğine kendisi dışında inanan fazla kimse yoktu ancak Erdoğan’ın da ilk turda %50 barajını geçeceği pek tahmin edilmiyordu.

Seçimin diğer şaşırtıcı sonucu, MHP, İYİ Parti ve HDP’nin beklenilenin üzerinde oy alması olmuştur. İyi Parti ve HDP’nin oy artışında CHP’den kayan oylar etkili olmuşsa da, MHP’nin başarılı seçim sonucu için tatmin edici bir açıklama yapılamamaktadır. En rasyonel açıklama, AK Parti’den MHP’ye oy kayması yaşandığı yönündeki cevaptır. Ancak MHP’nin hiç beklenilmeyen bazı illerde oy oranını artırmış olmasının açıklaması henüz yoktur.

Seçimden önce Erdoğan Cumhurbaşkanı, AK Parti ise mecliste çoğunluğa sahip olan partiydi. Seçim sonrasında Erdoğan konumunu korurken, AK Parti meclisteki çoğunluğunu kaybetti ve Cumhur ittifakının diğer üyesi MHP stratejik bir konuma yükseldi. Bu durumda seçimleri hangi partinin kazandığı söylenebilir? Aynı kazançlı sonuç, İYİ Parti ve HDP için de geçerlidir.

Önceki konumunu koruyan ve hatta bir anlamda güçlendiren Erdoğan, erken seçim kararından kazançlı çıkmış görünmektedir. Peki aslında öyle mi? Bu soruya cevap vermeden önce şunları belirtelim:

1) Ekonomik Kriz İhtimali:  Bugün Türkiye Ekonomisi’ndeki olası bir kriz durumunda, IMF’nin hazırlık yaptığı konuşulmaktadır. 9 Eylül 2017 tarihli “IMF’li Yıllara Dönüş Mü?” başlıklı yazımda (https://www.paranomist.com/imfli-yillara-donus-mu.html), IMF’nin Türkiye’ye yönelik acı reçeteler hazırladığı yıllara dönebileceğimizi ve bunun olmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtmiştim. Umarım IMF’li yıllara dönülmez.

Bilindiği gibi seçim öncesinde başlayan kurlardaki yükselme, Türkiye Ekonomisi’ni zora sokmuştur. İç ve dış borçlardaki artış ve ihtiyacımız olan yabancı sermayenin Türkiye’ye kısa vadede gelmeyeceğine dair beklentilerin güçlenmesi, ekonomik kriz olasılığını gün geçtikçe artıracaktır. Böylesi bir ekonomik tabloda, Muharrem İnce seçimlerden birinci olarak çıkmayı ne kadar isterdi? Kendi politikalarının sonucu olmayan ekonomik enkazı, kim neden yüklenmek ister ki? Muharrem İnce seçilseydi muhtemelen ekonomideki kötü gidişatı, Erdoğan ve AK Parti’nin üzerine atacaktı. Yine de kendisine yönelik eleştirilerden bunalabilirdi. Seçimleri kaybederek en azından bu ihtimalden kurtulmuş oldu. Yeni yönetimin nasıl bir ekonomik program uygulayacağı önemlidir.

2) ABD’nin Yaptırım Uygulama İhtimali: Yine seçimlerden sonra konuşulmaya başlanan bir diğer konu, ABD’nin Türkiye’ye yönelik olası yaptırım ve ambargo kararı ve bunun sonuçlarıyla ilgilidir. ABD’den yapılan açıklamalara göre, Türkiye’nin Rusya ile savunma alanında yaptığı işbirliğine devam etmesi halinde ve İran ile olan petrol ticaretinden vazgeçmemesi durumunda, Türkiye’nin yaptırım kararıyla karşı karşıya kalabileceği yönünde. İlginç bir şekilde bu durumun oluşabileceğini de 12 Eylül 2017 tarihindeki “AB(D) Kartlarını Açıyor” başlıklı yazımda (https://www.paranomist.com/abd-kartlarini-aciyor.html) ifade etmiş ve gerekli önlemler için hazırlıklara başlanılması gerektiğini belirtmiştim.

Gerek ekonomideki kötü gidiş ve olası kriz ihtimali, gerekse de ABD’nin yaptırım ve ambargo uygulama ihtimali nedeniyle, ülkemizi zor günlerin beklediği açıktır. Meclis dağılımına bakıldığında bir başka risk unsuru da, AK Parti ve MHP’nin nereye kadar ittifak içerisinde kalacağıdır. İttifakta bir çatlak oluşursa, AK Parti ile İYİ Parti’nin bir ittifakı da gündeme gelebilir.

 

Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. 2012’de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Erciş İşletme Fakültesi’nde göreve başladı. Halen Marmara Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam ediyor. Çeşitli internet sitelerinde yazıları yayınlandı. Çalışma ve ilgi alanları: Küreselleşme, Ekonomi Politikaları, İktisadi Krizler, Kentleşme Politikaları, İktisat Sosyolojisi, Dinler Tarihi, Kültür ve Tarih'tir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.