Büyüyen Ekonomi Artan İşsizlik: İstihdamsız Büyüme Türkiye Örneği

1

Günümüz küreselleşen dünyasında “büyüme” kavramı, ülkelerin kalkınma performanslarında başlıca gösterge olarak kabul edilmektedir. Büyüme “GSMH’nin yıldan yıla artış göstermesi” yahut “toplam çıktının artması” biçiminde tanımlandığında bu kapsamda hakim paradigmaya göre hangi ülkelerde mal ve hizmet üretimi daha fazla arttıysa, o ülkelerin başarılı ve kalkınmış ülkeler olarak sayılması gerekmektedir.

Nitekim 1945 sonrası dünya ekonomik düzeninin başlıca kurumları olan ve “Bretton Woods” ikizleri olarak bilinen IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların yıllık değerlendirme ve raporlarında büyüme en önemli ölçüt olarak kabul görmektedir.
Büyüme ile işsizlik arasındaki ilişki de iktisat biliminin cevap aradığı temel sorulardan biri olmuştur. İktisat teorisinde uzunca bir süre büyüme ile istihdam arasında doğrusal bir ilişki kurulmuştur. Bugün ise gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kadar pek çok yerde ekonomik büyümeye rağmen istihdam artmamaktadır.

Türkiye bazlı bir inceleme yapıldığında; 1980’lere kadar büyüme ile istihdam arasında pozitif yönlü bir korelasyon gözlenirken, 80’den sonra bu denge değişmekte, 2000’li yıllarda ise büyüme ile istihdam arasındaki pozitif yönlü ilişkinin giderek bozulduğu gözlenmektedir. 2001 krizi sonrası hızlı bir büyüme süreci yaşayan Türkiye ekonomisinde, kriz öncesi iĢsizlik oranı %6,5 düzeyinde seyrederken, kriz sonrasında ise hızlı büyümeye rağmen %10 dolaylarında oldukça yüksek bir işsizlik oranı göze çarpmaktadır.

Bu durum günümüzde “istihdamsız büyüme” ya da “istihdam yaratmayan büyüme” kavramlarıyla karşılık bulmuştur. E.Yeldan (2009:1)’ın yaklaşımıyla, uluslararası ülke deneyimleri bu kavramın Türkiye’ye özgü olmadığı ve özünde sıcak para akışı – dış borçlanma ile finanse edilen ekonomilerin spekülatif büyümesinin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilmektedir.
Bu çalışmanın amacı Türkiye’nin istihdamsız büyüme sürecinin tarihsel perspektifte genel bir değerlendirmesini yaparak, meseleye ilişkin çözüm önerileri getirmektir. Bu bağlamda; ilk bölümünde hakim paradigmalar üzerinden büyüme kavramına ilişkin bir tartışmaya yer verilecektir.

İkinci kısımda, 1980 öncesi ve sonrası üretim, ithalat ve ihracat politikalarındaki dönüşümlerin istihdam yapısında ne tür değişikliklere yol açtığı tartışılacak, üçüncü kısımda da milli gelir ile istihdam arasındaki korelasyonun Türkiye bazlı bir incelemesi yapılarak, Türkiye’deki büyümenin niçin istihdam yaratmadığı sorusuna cevaplar aranacaktır.

Bu kapsamda seçilmiş sektörler üzerinde analizler yapılacak ve istihdam yaratmayan büyüme meselesine ilişkin neler yapılabileceği tartışılarak, çözüm önerileri getirilecektir. Çalışmanın son bölümünde kapitalizmin büyüme kavramına atfettiği önem sorgulanarak, nasıl bir büyüme ve büyüme şart mı soruları eksenli yeni bir tartışma başlatılacaktır.

1 Yorum
  1. Murat Aygen says

    Matbuat işkolunda ise, aynı haberin aynı sözdizimi ile iki kere dizildiğine ve iki ayrı sayfaya basıldığına bakılırsa, verimlilik (prodüktivite) giderek azalmaktadır [bkz: “İmalatta kapasite arttı” ve “Kapasite kullanım yüzde 79 oldu” (tek sütun üzerine) başlıklı haberleri, Cumhuriyet gzt., İmtiyaz Sahibi Cumhuriyet Vakfı adına Orhan Erinç, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Yazıişleri Müdürü ‘Sorumlu’ Faruk Eren, ISSN 977-1300-0934, Yıl 93 Sayı 33592, Salı 26 Eylül 2017, Baskı DPC Doğan Medya Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt İstanbul, s.8, 9].

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.