Çehresi Değişen İran’ın Devrim Öncesi Ve Sonrası Durumu

0

Günümüzde anti-emperyalist ülkeleri sayacak olursak bunların en başında şüphesiz İran gelmektedir. İran’ın bu bakış açısını kazanması kolay olmadı, yıllarca değerli kaynaklarını birçok ülkenin sömürdüğü İran; 1979 yılında Şah’ın devrilmesi ile yeni bir çizgiye geçti. İran’da ki bu devrim her yıl milyonlarca kişinin katılımıyla, büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır. Dillerdeki en önemli slogan ise “Merk Ber Emrika” (Kahrolsun Amerika).

Şah öncesi İran’ın başında Musaddık vardı. Musaddık ulusalcı bir liderdi ve bu durum Batılı güçler için iyi bir şey değildi özellikle ABD için. Musaddık döneminde Sovyetler ile yakınlaşma olmuş ve petrol çıkarma gibi bazı haklar Sovyetlere tanınmıştır. Musaddık o dönemde  “Kamulaştırma” hareketlerine girişmiştir. ABD bu durum karşısında sessiz kalmadı ve 1953 yılında CIA tarafından tezgâhlanan darbe, Şah’ı tam yetkiyle başa getirdi. Musaddık lehinde konuşan herkes susturuldu. 1960’a kadar Musaddık’ın adı Televizyon ve gazetelerde yasaktı çünkü Şah onun unutulmasını istiyordu. Şah; ABD ve Batı destekli başa geçmesinden sonra ülke içinde imtiyazlı bir sınıfı temsil etmişti. Şah’ın kendisi 160.000 m2’lik alanda yaşıyor ve kendisini halktan soyutluyor halk ise yoksulluk içindeydi.  Şah sürekli lüks partiler vererek batılı  “dostlarını ” memnun etmeye çalışıyordu.

Devrim öncesi İran’daki önemli petrol kaynakları İngilizlerin elindeydi. O dönem petrol çıkarma hakları gerçek değerinden çok aşağı bir fiyata satılmıştı. ABADAN’DA petrolü çıkaran İranlı işçiler sefalet içindeydi ancak İngilizler lüks içerisindeydi. O dönemde ki kırmızı şeritli otobüsler İngilizler içindi ve İranlıların o otobüslere binmesi yasaktı. İngilizlerin gittiği kulüplere ve kafelere İranlılar giremez ve bunların girişlerinde ise  “Köpekler ve İranlılar giremez ” yazan tabelalar bulunmaktaydı.

1963 yılı ise İran için modernizasyon yılının başlangıcı diyebiliriz.  “Beyaz Devrim” olarak anılan program kapsamlı sosyal reformların yanı sıra, toprak reformu ve kadınlara oy verme hakkı tanınmıştı. Bu program feodal ekonomiyi, kapitalist modern bir ekonomiye dönüştürdü ancak bu reformlar İran’daki herkes tarafından olumlu karşılanmadı. Bu durum arazi sahipleri ve din adamlarının gücünü azaltıyordu. Halkta artık Batı kültürü hayranı olan Şah’ın; Batılı fikirleri İran halkına empoze etmeye çalıştığının farkına varmaya başlamıştı. Bu dönemde ön plana çıkmış bir dini lider, ileride olacak devrimin de mimarı olmuştu o kişi Ayetullah Humeyni idi. Humeyni  “Beyaz Devrim” için İran da ki yabancıların çıkarlarını perçinlediğini ve Şii geleneklerini yok ettiğini iddia ediyordu. Ve devrim için  “Bu devrimdeki tek beyazın ‘Beyaz Saray’ etkisi ” olduğunu, Humeyni Şah’ın Batı emperyalizmine teslim olduğunu söylüyordu.

Humeyni ‘KUM’ da tutuklandı ancak Humeyni’nin ülkedeki popülerliği arttı ve fikirleri daha çok kişiye ulaştı. Şah ise Humeyni yandaşlarının üstüne gitmeye başladı ancak Humeyni’nin bir din adamı olması nedeniyle halk bu durumdan hoşnutsuzluğunu ülke çapındaki büyük protestolarıyla belli etti. Humeyni daha sonra sürgüne gönderildi. 1957 yılında İran’da SAVAK adında bir örgüt kuruldu. Bu örgüt Mossad ve CIA yardımıyla İran’ın iç güvenliğini sağlamak amacıyla kuruldu ancak örgütün yaptığı ise Şah yönetimine karşı çıkanları sindirmek oldu. SAVAK’IN yaptığı toplu tutuklamalar, işkenceler ve idamlar halkta kuşkuları ve korkuyu artırdı. Şah dönemi raporlarına göre 1000 kadar politik muhalif idam edilmiş 4500 kadar kişi de tutuklanmıştır.

İran, Şah yönetiminde 1974 yılında artık gelişmekte olan bir ülke değil, gelişmiş bir ülke seviyesine çıkmıştı. Şah o dönemde adeta bir petrol kralı olmuştu. Petrole yaptığı zamlarla ülke gelirini artıran Şah, Batılı dostlarını rahatsız ediyordu. Ancak Şah’ın o dönemde yapmış olduğu hata petrolden gelen geliri direk reform paketlerine aktarması olmuştur. Çünkü gelen para reform paketlerinin parasına denk gelmiyordu. Dengeli ekonomi gitmiş, yerine yükselen enflasyon gelmiş, orta sınıf konut paralarını ödeyemeyecek bir duruma düşmüştür. 1977 yılında ise İran ekonomisi tamamen çöktü. Yüksek işsizlik, artan enflasyon nedeniyle artık Şah’a karşı halkın öfkesi gitgide artıyordu.

Sürgündeki Humeyni ise yine boş durmuyor, Şah hakkında olumsuz söylemlerine devam ediyordu. İran Humeyni’nin yanında yer alan din adamları onun sürgünde kasete alınan kayıtlarını alıp ülkede, camii de cemaate dinletiyor ve herkesin Humeyni’nin fikirlerine ulaşmasını sağlıyordu. Camii den yayılan kasetler ülkenin dört bir yanına dolanıyor ve  ‘kaset devrimi’ denilen dönem başlamış oluyordu. Halk, Humeyni’yi o dönem için Şah’a karşı tek alternatif olarak görüyordu. Humeyni ise verdiği konuşmalarda; monarşiyi istemediklerini kendilerinin Cumhuriyeti istediklerini söyleyerek adeta devrimden sonra oluşacak sistemi işaret ediyordu insanlara.

Şah Pehlevi o dönem kaleme almış olduğu bir yazı ile adeta devrimi ateşleyen fitili kendisi yakmış oldu. Şah, Humeyni aleyhinde bir yazı kaleme almış ve yazıyı dönemin en çok satan İran gazetesinin ilk sayfasına bastırmıştır. Yazıda Şah Humeyni için onun safkan bir İranlı olmadığını aslında Hint kökenli olduğunu söylemiş ve onun bir İngiliz ajanı, şehvet düşkünü bir insan olduğunu iddia etmiştir. Bu yazıdan sonra ‘KUM’ şehrinde protestolar başlamış ve tüm ülkeye yayılmış yıl boyunca sürmüş, eylemler ve grevler olmuştur. Halkın her kesimi olaylara katılmıştı. Onları bir arada tutan tek güç ise, monarşiye yani Şah’a karşı olmalarıydı.

1978 yılında ABADAN’ da çıkan bir yangın, olayları daha da artırdı. Sinemada çıkan bir yangın sonucunda 400 kişi yanarak öldü. Herkes bunun bir kaza olmadığını hükümetin ajanları tarafından çıkarıldığını iddia etti. Bu olayın sokağa yansımasından sonra Şah sıkıyönetim ilan etti ve tecrübesiz askerlerini sokağa çıkardı. Bu askerler yüzünden ‘Kara Cuma’ olayı yaşandı. Halk ile askerler arasında çatışmalar yoğunlaştı. Halk ilk başta ‘Şah gitmeli’ derken, bu durum daha sonra ‘Şah ölmeli’ olarak değişti. Çünkü Şah artık asker şiddetini daha da artırmıştı. Şah bir yandan halk ile uğraşırken diğer yandan Humeyni ile uğraşmaya devam ediyordu. Saddam’dan, Necef’te yaşan Humeyni’yi sınır dışı etmesini istedi ve Humeyni Fransa’ya gitmek zorunda kaldı.

Artan Halk olayları yüzünden Şah daha fazla dayanamadı ve 16 Ocak 1979 yılında ülkeden kaçtı. 2500 yıl süren İran monarşisi sona erdi. 16 yıl sürgünde kalan Humeyni ise şah gitmesinden 2 hafta sonra Tahran’a geldi. İran’da Aralık 1978 ile Aralık 1979 yılı arasında adeta bir özgürlük rüzgârı esti. O dönemde yabancı eserler ve Marks çevirileri yapıldı. Çeşitli fikirler ülkeye girdi, devrim aynı zamanda zihinde de oldu. 1 Nisan 1979 yılında, İran İslam Cumhuriyeti resmen kuruldu. Ekim 1979 yılında Şah, kanser tedavisi için ABD’ye gitti onun oraya gittiğini öğrenen Humeyni yandaşları ABD büyükelçiliğini bastı. Bunun nedeni Şah’ın ülkeye geri iadesini istemekti. 444 gün süren, ABD ile İran arasında rehine krizi yaşandı. ABD’de J.Carter başkanlığını kaybetti. O dönemden sonra oluşan ABD ile İran arasındaki düşmanlık halen devam etmektedir.

Kaynakça

http://tr.wikipedia.org/wiki/İran_İslam_Devrimi

İran:Bir Devrimin Anatomisi- Al Jazeera Türk Belgeseli

 

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.