DİN-EKONOMİ-SİYASET ÜZERİNE  

0

 

Uzunca bir süredir Türkiye Ekonomisi’ne ilişkin uyarılarda bulunup, olası tehlikelere işaret etmiştim. Bu tehlikelerin en önemlisi IMF’li yıllara yeniden dönülmesiyle ilgilidir. Türkiye Ekonomisi’ndeki gidişat bu ihtimali güçlendirmektedir. Enflasyon, faiz ve kurlarda önümüzdeki dönemlerde yeniden artış bekliyorum. Bu ihtimalin gerçekleşmesini elbette istemeyiz fakat buna dair bir öngörümüz varsa bunu belirtmek zorundayız ki devletimiz bu konuda tedbirlerini alsın. Özellikle işsizliğin azaltılması ve istihdam artışı konusunda mutlaka bir adım atılmalıdır. Kredi derecelendirme kuruluşları ile diğer kurumların yayımlayacağı raporlardan olumsuz sonuçlar gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

Ekonomiye ilişkin kısa değerlendirmeden sonra gelelim din konusuna. Son günlerde cemaatlere ilişkin operasyonlar Türkiye gündemine oturdu. Görünen o ki devlet, dış bağlantıların cemaatler üzerindeki güçlü etkisini kırmak istemektedir. Çok öncelere dayanmakla birlikte, dış güçlerin cemaatler üzerindeki etkisi özellikle 1990 sonrası dönemde artmıştır. Devlet bunun çoktandır farkındadır. Daha önceki yazılarımdan birisinde, yabancı istihbaratların nasıl bir yöntem izlediğini anlatmıştım. Yabancı istihbarat servisleri bir olayın farkında olmasına rağmen hemen müdahale etmez, izler, takip eder, bilgi toplar, bağlantıları toplar, zamanı geldiğinde müdahale eder. İşte devletin cemaatlere yönelik operasyonları da böyle okunmalıdır. Devlet cemaatlerin dış bağlantılarla ilişkisini uzun zamandır biliyordu. Hatta bazı dönemlerde kamuoyunda bu cemaatlerin yaptıkları faaliyetler büyük tepki de toplamıştı. Buna rağmen devlet bekledi, takip etti, izledi, bilgileri topladı ve uygun zamanda harekete geçti. Bana göre devletin bundan sonraki süreçte amacı, diğer cemaatlere de buna benzer operasyonlar yapmaktadır. Hiç akıllara gelmeyecek cemaatler bile bundan sonra operasyon görebilir. Din konusunda tek yetkili otoritenin Diyanet olması amaçlanmaktadır. Diyanet bu konuda tekel yapılacaktır. Ülkemizde din denilince adeta akan sular durmaktadır, dini konuşmalar yapanlara saygı gösterilmekte ve konuşmalarına itiraz etmek dahi akıllara gelmemektedir. Ülkemizin bu yumuşak karnını bilen dış güçler, dini yapılar üzerinden sızma yapmaktadır. Artık devlet buna dur demektedir. Tüm olan biten budur ve önünüzdeki dönemlerde diğer cemaatlere bu tarz operasyonlar yapılacaktır.

Gelelim siyasete. Siyasete ilişkin öngörülerim şaşırtıcı gelebilir. Siyasete ilişkin beklentim deprem niteliğinde. Seçimlerin erkene alınacağına dair öngörüm sonrasında, seçimlerin erkene alınarak yapılmasından sonra, seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmemi önceki yazılarımda yapmıştım. Şimdi 2019’un Mart ayında yapılacak olan seçimlerin erkene alınacağı konuşulmaktadır. Ben bunun da ötesine gidiyorum. Yerel seçimler erkene alınacağı gibi yeni bir genel seçim olmasını da bekliyorum. Evet erken genel seçimden bahsediyorum. Önümüzdeki dönemde siyasette yepyeni yüzlerle tanışacağız. Şu anda partilerin başlarında olan kişilerin değişeceğini düşünüyorum. Buna Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Akşener dahildir. Ancak bu ihtimal 2 yıllık bir sürede gerçekleşebilir. Bunun dışında eskiden Türkiye’de siyasete girmiş olan ancak şu anda yurtdışında bulunan bazı isimler siyasette yeniden parlatılacaktır. Bekleyelim görelim…

Ekonomi, din ve siyasete ilişkin beklentilerim bu şekilde. Kısaca özetlersek, ekonomide zor günler bizi bekliyor. Kur, faiz ve enflasyon artmaya devam edecektir. Din konusunda, cemaatlere yapılan operasyonlar devam edecek görünüyor. Siyasetteyse yepyeni yüzlerle karşılaşacağız.

Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. 2012’de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Erciş İşletme Fakültesi’nde göreve başladı. Halen Marmara Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam ediyor. Çeşitli internet sitelerinde yazıları yayınlandı. Çalışma ve ilgi alanları: Küreselleşme, Ekonomi Politikaları, İktisadi Krizler, Kentleşme Politikaları, İktisat Sosyolojisi, Dinler Tarihi, Kültür ve Tarih'tir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.