Dinde Tanrı, Politikada Devlet, Ekonomide Mülkiyet – Pierre Joseph Proudhon

0

Proudhon  19. Yy da yaşamış Fransız düşünür ve ekonomist’dir . Kendisini anarşist olarak nitelendirmiştir ve tarihde kendisi ilk anarşist olarak gösterilmektedir . Anarşist İktisadında öncülerinden olan Proudhon 1846’da ‘’ İktisadi çelişkiler sistemi veya Sefaletin Felsefesi’’ ile bütün dikkatleri üzerine çekti . Ardından Din karşıtı söylemleri ile diğer insanların üzerinde şok edici bir etki bıraktı . Tanrının varlığını kabul etmek şöyle dursun en ağır hitapları ile insanlığın üzerinde tanrının varlığının beyhude olduğu kanısını yansıtıyordu .  Varlığın  yabancılaşmasını ve İnsanoğlunun tüm teslimiyetiyle kendini bu üç kavrama bıraktığını açıklıyordu . Dinde Tanrı Politikada Devlet ve Ekonomide Mülkiyet . Bu üç kavramın reddedilmesini ifade ediyordu . Temel düşüncesi adalet kavramı ile şekillenmişti . Bireysel bir adalet değil Daha fazlası ile Toplumsal bir adaletten söz ediyordu . İnsanları ve politikayı yöneten adalet olmalıdır diyordu ve bu adaletin gerekçesi ile Mülkiyet kavramına karşı çıkıyordu . Çünkü Mülkiyet; İşsizliği , üretim fazlasını ve yıkımları doğuruyordu . Mülkiyet Hırsızlıktır ! diyordu . Liberal rejimi ve Özel mülkiyeti eleştirmekle kalmayıp . Kolektif mülkiyete de karşı çıkıyordu ve Komünizm rejimini de eleştiriyordu . Liberal rejimde güçlüler zayıfları ezerken ,Komünist rejimde zayıflar güçlüleri eziyordu bu sebeple mülkiyet kavramının tamamıyla yanlış olduğunu savunuyordu . Bu başlık altında Bir Anarşistin Marx’ın ekonomi politiğine bakış açısı ve Proudhon ile Marx’ın düşüncelerinin hangi noktalarda ortak olduğu ve hangi noktalarda ayrıldığı hakkında görüşlerimi beyan etmek istiyorum.

İktisadi teorilere baktığımız zaman Klasik iktisat ,Neoklasikler ,Monetaristler ,Serbest piyasacı olan bir çok ekol kapitalist ekonomi tarzını savunmaları gereği burjuvazidir ve aynı zamanda kapitalist ve Liberalde diyebiliriz . Keynezyen okul ise Liberal sosyal demokrat tarzı ile sadece kapitalizmi meşrulaştırmak adına hükümetlerin ekonomiye nasıl bir müdahalede bulunacakları konusunda öneri vermek ile yükümlüdürler . Bir anarşistin gözünden bakılacak olursa Anti –Kapitalizm tavrı ile en güçlü  alternatif olan Marxizm olacaktır . Bir çok görüş bunun mümkün olmayacağını savunmuşlardır. Devlet kapitalizmi altında sınırlı kalacağını ifade etseler de Marksist (ekonomi politik ) bir teori ile analizini yapmak daha doğru olacaktır .Hem anarşizm hem de marxizm 19.yy da işci sınıfının hareketleri ile ortaya çıkmıştır . İki kavramda Kapitalist Sistemin baskıcı sömürücü ve yıkıcı etkisine karşı büyük bir hareketle bu sömürüyü ve baskıyı ortadan kaldırmak üzerine bir çok hedef belirlemiştir . İkiside bu rolü yani toplumsal olaylar ile birlikte işçi sınıfının ittifakı devrimci değişimin başlangıcı olduğunu belirtiyordu .  Ama Anarşistler Marx’ın bazı tutumlarının yanlış olduğunu hatta iki yüzlü olduğunu söylüyorlardı . Marx’ın özgürlükçü , insancıl bir yaklaşımının yanında otoriter baskıcı ve dayatmacı olduğunu söylemekten çekinmiyorlardı . Marxizmin ulusallaşmış yapısı ve parti kurma eğilimine kapitalist sistemden sosyalist sisteme geçiş aşamasında determinist bir anlayış ile proletarya diktatörlüğüne karşı çıkmışlardır . Anarşistler bu proletarya diktatörlüğü yerine yani kapitalizm alternatifi olarak tabandan tavana çıkan demokratik ve eşitlikçi bir şekilde tasarlanmış bir öz yönetimli endüstrinin ve komün federasyonunu savundular . Bu iki yüzlü tarafını en iyi örneği olarak Sovyetlerde uygulanan politikalar eşliğinde söyleyebilmeleri daha kolay olmuştur . Sovyet totaliterler merkezi ve otoriter bir bakış ile değil aynı zaman hümanist , özgürlükçü bir bakış ile o sert yüzlerini bu özgürlükçü tavırları ile örttüğünü söylerler ve böylece binlerce işçi ve köylüyü aldattığını savunurlar .  Ayrılığın olduğu temel nokta buralardan ibarettir .  Proudhon’un düşüncelerine yer verelim .

Proudhon Sefaletin Felsefesi kitabında Klasik İktisat teorisine ve Sosyalizm düşüncesine büyük eleştiriler sunarak , kitabın diğer adı ‘’İktisadi çelişkiler sistemi’’altında Marksist ekonomi politik eylem vurgusunun karşısında Anarşist ekonomi vurgusunu yaparak paradoksları incelemeye çalışır

Değer konusunda Klasik İktisat teorisine şu eleştiriyi sunar ;

‘’ Ekonomistlerin genel olarak kabul ettikleri bir aksiyom her emeğin bir artık bırakması gereğidir . Bu önerme benim için evrensel ve mutlak bir hakikattir : Tüm iktisat ilminin özeti olarak görülebilecek orantılılık yasasının mantıki sonucudur bu . Fakat , ekonomistlerden özür diliyorum her emeğin bir artık bırakması gerektiği ilkesi onların teorisinde anlamsızdır ve hiçbir kanıtlamaya uygun değildir . Arz ve talep değerin tek kuralıysa eğer  neyin artık ,neyin yetecek kadar olduğunu nasıl bilebiliriz ?’’ ( P.J Proudhon – Sefaletin felsefesi 92 )

Ortaklık üzerinden Sosyalizm eleştirisi ;

‘’ Ortaklıkla birlikte aile yok olur : ve aileyle birlikte karı,koca,anne,çocuk,kardeş gibi adlar yok olur . Akrabalık ve hısımlık fikirleri ,toplum ve evcilik fikirleri ,kamusal yaşam ve özel yaşam fikirleri silinir ; tüm ilişki ve olgu düzeni yok olur. Sosyalizm , kendini hangi biçimde ifade ederse etsin kaçınılmaz olarak bu basitliğe varır ! . Fikirleri açıklamak , ilişkileri belirlemek ,hakları , yükümlülük ilkelerini formüle etmek  yerine onları yürürlülükten kaldıran tuhaf teori ! Komünizm bilim değildir , ortadan kaldırmadır ! . ( J.P Proudhon – Sefaletin Felsefesi 328 )

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.