Dış Ticaret Olgusu

0

Küresel dünyada ülkelerin dikkat ettiği makro ekonomik değişkenlerden biri olan ve bir çok ekonominin işlerliğini ve işlevini gösteren dış ticaret olgusu son zamanlarda çok önemli bir konum kazandı.

Çok isterdik her ülke kendi bastığı para ile tüm ekonomik işlevlerini sorunsuz sürdürebilsin ama maalesef küresselleşme olgusu,büyüklük ve gelişmişlik  etkisinin nedeni ile birlikte iktisadi dünyamızda çoğu fakir ve gelişmekte olan ülkelerin boyun eydiği döviz,ulusal para adına her ne koyarsak koyalım şüphesiz yeni konjektürel düzende çok büyük bir etkiye sahip, durum bu şekilde olunca ve çoğu gelişme evresinde olan  ülkelerin fason tarzı üretim sistemine sahip olduğunu göze alırsak,enerji yetersizliği ve üretimde gerekli olan sermaye ve teknoloji kıtlığınıda ele alırsak ister istemez bu ülkeler gelişmiş ülkelerden  araç, gereç ,teçhizat  ve üretim için gerekli sermaye unsurlarını ithal etmekte ve dış ticaret karşımıza çıkmaktadır.

Ekonomi de her aktörü istatistiksel bir boyut kazandırdığımız gibi dış ticaret rakamlarınıda istatistiksel bir boyutta düşünebiliriz. iktisat bilimi ile uğraşan konusunda uzman şahsiyetler bu oranı %5 olarak belirlemişler bu oran aşıldığında bir ülkenin yavaş yavaş kriz sinyalleri verdiğini düşünmektedirler.

Dış ticaret açığı ve dış ticaret fazlalığı olarak adlandırdığımız durumlar ekonomide bize ödemeler bilançosu olarak bir dengesizlik göstermekte, her ne kadar  biz açığı kötü bilip fazlalıkları yararlı görsekte aslında iki durumunda ekonomik olarak karşımıza sorunlar çıkardığını yaşanmışlıklardan görüyoruz .Açık durumda iken borçların sıkıntı boyutuna geldiğini döviz kıtlığından dolayı kurların yükselip ve bu kurun ateşini kısmak için gerekli para ve maliye politikları ile dengelenmeye çalışılıp rezerv oranlarını azalışa soktuğunu görmekteyiz ki bu anlattıklarımız iktisadi litaratür olarak karşımıza çıkanlar, dış ticaret fazlalığı durumunda ise aşırı dövizin varlığı ile bu fazlalığın karşılığı olarak ulusal paranın artışının desteklenmesi gerekliliğini karşımıza çıkarır para basma ile birlikte piyasada paranın çoğalması enflasyonist durumla karşı karşıya kalmamıza neden olabilir.

Bu açıkladığımız durumlara baktığımızda söz konusu dış ticaret açık ve fazlalıkların ekonomide birer sorun teşkil etmekte peki tam denge mümkün mü? İşte bu bahsetdiğimiz şey sadece bir ütopya hangi ülke olursa olsun en gelişmiş ülke bile az miktarda bile olsa dış açık vermektedir.Bu sistemin bir makas gibi oluğunu makası fazla açtığımızda dengenin olamayacağını, olması gerekenin makası daraltmak olduğunu görüyoruz.

Türkiye ekonomisine göz atacak olursak yaklaşık %7 oranlarında olan bu açığın %5 kuralını açtığı gözüküyor peki şuan da ülkemizde bir kriz belirtisi varmı bu konuda herkez farklı bir teori ortaya atar ve tartışma konusu olur peki dış ticaret açığında belli bir fazlalık var iken bu denge nasıl sağlanıyor öncelikle ödemeler bilançosunda ki açıklar sermaye bilançosunda vermiş olduğumuz fazla ile dengelenmekte tabi ki bu riskli bir strateji her zaman tutar mı tartışılır asıl olması gerekenin üretimi arttıracak gerekli AR-GE,teknolojik verimlilik ve nitelikli eleman vasıflarının arttırılması gerekmektedir.Rezerv oranlarının önemine değinecek olursak çizgi altı hesaplarının en önemli dengeleyici rolüne sahip olan bu ekonomik kaynakların stoğu çok önemli ki bunun önemini 2001 krizinde rezerv eksikliğinin ülke ekonomisinde nasıl sorun yaratıp develüasyonlara nasıl mahkum olunduğunun altını çizer nitelikte oluyor

Bu küresel dünyada ve 21. yy’ da ki bu makro ekonomik karekterler içerisindeki dış ticaretin önemi gün geçtikçe değeri artmakta ve artık ükeler bu problemlerini çözüme ulaştırmak için çeşitli yollara başvurmaktadır.

 

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.