Dünyadaki Gelişmeler Işığında Trump ve Brunson Analizi

0

 

1 Eylül 2018 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medyadan yaptığı açıklamada Kanada’yı sevdiğini fakat Kanada’nın uzun yıllar ABD’den yararlandığını açıkladı. Aynı tarihte yine sosyal medyadan yeni NAFTA anlaşmasında Kanada’nın olmasının siyasi bir gereklilik olmadığını, Kongre’nin bu görüşmelere müdahale etmemesi gerektiğini, aksi taktirde ABD’nin NAFTA anlaşmasından tamamen çekileceğini duyurmuştur. Trump sözlerine NAFTA’nın şu ana kadar yapılan en kötü ticaret anlaşması olduğunu, NAFTA’nın ABD’ye iktisadi olarak zarar verdiğini ve NAFTA’dan önce ABD’nin daha iyi durumda olduğunu belirterek devam etmiştir.

Mike Pompeo da 1 Eylül 2018 tarihinde sosyal medyadan, İran’ın Irak’a balistik füze sevkiyatında bulunduğunu ve bunun hem Irak’ın egemenlik haklarını hem de 2231 sayılı Nükleer Anlaşma kararını ihlal anlamına geldiğini belirterek, Irak’ta ne olacağına Tahran’ın değil Bağdat’ın karar vermesi gerektiğini açıklamıştır. Aynı gün İran Dışişleri Bakanlığıysa Irak’taki Şii gruplara balistik füze sevkiyatı yaptıklarına dair haberleri yalanlamıştır. Ertesi gün Irak Dışişleri Bakanlığı da çıkan bu haberleri yalanlayan açıklamalarda bulunmuştur.

2 Eylül 2018 tarihinde ABD Savunma Bakanlığı, Pakistan’a 300 milyon dolarlık yardımın durdurulduğunu açıklamıştır. Bu arada Kuveyt Emiri Ahmet el Sabah’ın, Katar kriziyle ilgili olarak Trump ile görüşeceği duyurulmuştur. İran’ın dini lideri Hamaney, yakın gelecekte bir savaş beklemediğini ancak İran ordusunun savaşa hazır olması gerektiğini belirtmiştir. Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı, Şam yönetiminin Suriye’deki savaşı kazandığını ilan etmiş, Şam yönetiminin İdlib’te kimyasal silah kullanması durumunda müdahale edeceklerini duyurmuştur. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, kurala dayalı uluslararası ilişkilerden ve serbest ticaretten yana olduklarını söylemiştir. Ayrıca Jinping, Çin’in Afrika’ya 60 milyar dolarlık finansal destekte bulunacağını açıklamıştır.

3 Eylül 2018 tarihinde Suriye Dışişleri Bakanı, 7 Eylül yapılması planlanan ve Rusya, Türkiye ve İran’ı biraraya getirecek Tahran Zirvesi öncesinde, Rusya ve Türkiye’nin ortak bir paydada buluşmasını beklediklerini, Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemediklerini ifade etmiştir. İsrail Savunma Bakanı Liberman, İran’ın kendilerini tehdit oluşturmaya devam ettiğini açıklamıştır. Çin’den güneş paneli ithal eden AB, bu ürünlere yönelik uygulanan ticari kısıtlamaları kaldırdı. Katar Finans Bakanı, Almanya’da milyarlarca dolarlık yatırım yapmayı amaçladıklarını duyurmuştur.

4 Eylül’de Trump, düşüncesizce İdlib’e saldırmaması için Esad’a uyarıda bulunmuştur. Rusya, Trump’ın açıklamarının temelsiz olduğunu vurgulamıştır. Herhangi bir kimyasal silah kullanılması halinde ABD’nin müdahale edeceğini belirtmiştir. ABD Genelkurmay Başkanlığı da, İdlib’e yönelik olası saldırının insani krize yol açacağını ifade etmiştir. Rusya, İdlib’e hava harekatı gerçekleştirmiştir. İran Dışişleri Bakanı, İdlib’in teröristlerden temizlenmesi gerektiğini açıklamıştır. Rusya Dışişleri Bakanı, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının karşısında olacaklarını belirtmiştir. Mevlüt Çavuşoğlu ve Mike Pompeo, telefonda İdlib ve Menbiç konularını görüşmüştür. Kahire’de Amerikan Büyükelçiliği’ne bombalı saldırı girişiminde bulunulmuştur.

5 Eylül’de Mike Pompeo ve James Mattis, Pakistan’ın desteği olmaksızın Afganistan’da istikrarın sağlanamayacağını açıklayarak, Pakistan’da yeni göreve başlayan İmran Han’ın reform paketine destek verdiklerini belirtmişlerdir. Suriye ordusu topçu ateşleriyle Hama kentine saldırmaya başlamıştır. James Mattis, İdlib’teki muhaliflerin kimyasal silah kullanma kapasitelerinin olmadığını ancak Esad’ın daha önce kimyasal silah kullandığını açıklamıştır. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Türkiye’yi ziyaret ederek, İdlib hakkında görüşmelerde bulundu ve Türkiye ile Almanya ilişkilerinin düzeltilmesi çağırısı yaptı.

6 Eylül’de Trump yönetimi içindeki direnişin bir parçası olduğunu iddia eden bir isim, New York Times gazetesinde Trump’ın Başkanlık için yeterli niteliklere sahip olmadığı hakkında yazı kaleme almıştır. Trump, bu kişiyi vatana ihanetle suçlamıştır. Hindistan’ı ziyaret eden Mike Pompeo ve James Mattis, İran yaptırımları ve Hindistan’ın Çin ve Rusya ile ilişkileri hakkında görüşmelerde bulunmuştur. Pompeo, İran’dan petrol ithal eden ülkelerin bundan vazgeçmesi gerektiğini belirtmiştir. Fransa Genelkurmay Başkanı Lecointre, İdlib’te kimyasal silah kullanılması durumunda Şam’a ait hedefleri vuracaklarını duyurmuştur.

7 Eylül’de Rusya, İran ve Türkiye’nin katılımıyla Tahran Zirvesi düzenlenmiş, Zirvede Erdoğan ateşkes çağrısında bulunmuş, Putin görüşme masasında teröristlerin ve muhaliflerin olmadığını belirterek bu

konuda görüş belirtilmemesi gerektiğini açıklamıştır. Zirve sonrasında konuşan Erdoğan, Şam yönetiminin masum insanlara yönelik saldırısına sessiz kalınması durumunda, Türkiye’nin bu oyunu kenardan izlemeyeceğini ifade etmiştir. Zirve sonrasında Rusya ve Suriye İdlib çevresine hava harekatı düzenlemiştir. İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD’nin hem İran halkına baskı kurmaya çalıştığını hem de İran ile görüşmelere başlamak istediğini belirtmiştir. Trump, Japonya ile ticaret anlaşması için görüşmelere başlandığını duyurmuştur. ABD, Almanya’daki asker sayısını artıracağını açıklamıştır.

Evet Eylül ayında dünyada meydana gelen gelişmeler bu şekilde. Bunu dünyada dönen dolapların daha iyi anlaşılması için paylaştım. Kim kiminle, nasıl ittifaklar içinde bunu anlamak için gelişmeleri yakından takip etmek gerekmektedir.

Şimdi gelelim yazımızın başlığındaki Trump ve Brunson analizine. Yazıda 6 Eylül’de New York Times gazetesinde isimsiz birisinin kaleme aldığı makaleden bahsettim. Bu makale basit bir olay değildir. Daha önceki yazılarımda Trump’ın görevden çekilmesinin olası olduğunu belirtmiştim. Trump’ı istemeyen grupların olduğu çok açık ve hatta Trump’a başkanlığın zehir edildiğini, istediği gibi hareket etmesinin engellediğini de daha önce yazmıştım. ABD, kendi başkanlarına suikast düzenlemiş bir ülkedir. Neden Trump’a yönelik böyle bir girişimde bulunmasınlar ki? Trump başına geleceklere karşı hazırlıklı olsa iyi olur, her an kendisine karşı bir saldırı gerçekleştirilebilir.

Brunson meselesi… Trump’ın Brunson ile ilgili sosyal medyadan yaptığı paylaşımlar bıçak gibi kesildi. Bu konu ne ABD tarafından ne de Türkiye tarafından konuşulmamaya başlandı. Ne oldu ki? Brunson meselesi kapandı mı? Brunson sorunu çözüldü mü? Brunson serbest mi kaldı ki Trump sessizliğe büründü? Son soru cümlesini şu şekilde yazalım bir de. Brunson serbest kaldı ki Trump sessizliğe büründü. Brunson evinin balkonuna Türk bayrağı asmıştı en son. Ev hapsindeki son günlerini yaşıyor Brunson. Brunson’da sona yaklaşıldı.

Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. 2012’de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Erciş İşletme Fakültesi’nde göreve başladı. Halen Marmara Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam ediyor. Çeşitli internet sitelerinde yazıları yayınlandı. Çalışma ve ilgi alanları: Küreselleşme, Ekonomi Politikaları, İktisadi Krizler, Kentleşme Politikaları, İktisat Sosyolojisi, Dinler Tarihi, Kültür ve Tarih'tir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.