Gümrük Birliği ve Türkiye Ekonomisine Olan Etkileri

0

GÜMRÜK BİRLİĞİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ

1.Gümrük Birliği Tanımı

Gümrük Birliği taraf ülkeler arasında meydana gelen bir ekonomik entegrasyon modelidir. Bu model, ülkeler arasındaki herhangi bir tarife veya gümrük vergisi olmadan ticaret yapılmasını ve üçüncü ülke konumundaki ülkelere karşı uygulanan ortak bir tarife ve ortak ticari politika izlenilmesini kapsamaktadır.

Gümrük Birliği’nin temel amacı genel olarak ekonomik etkinliği ve verimliliği arttırmakla beraber anlaşma yapan taraf ülkeler arasındaki gerek politik gerek kültürel bağı kuvvetlendirmektir.

2.Gümrük Birliği ve Genel Etkileri

Avrupa Birliği tarihinde, tam üye olmadığı halde ilk kez Türkiye ile Gümrük Birliği uygulanmıştır. Avrupa Birliği ile bir üçüncü ülke arasında meydana gelen bu durum, bu zamana kadar ki en derin ticari bütünleşme örneğidir. Bu sebeple Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri çok önemli olmuştur. Gümrük birliği mikro düzeyde işletmeleri, makro düzeyde ise genel ekonomik yapıyı olumlu ve olumsuz şekilde etkilemiştir. Gümrük Birliği ile meydana gelen etkiler ‘Statik ve Dinamik’ etkiler olmak üzere ikiye ayrılır. Statik etkiler Gümrük Birliği’nin milli gelir üzerindeki bir defalık etkisidir. Dinamik etkiler ise süreklilik gösteren ve çoğu zaman kalkınmayı hızlandıran etkilerdir ve milli gelirin büyüme hızı üzerinde kendini gösterir.

2.1 Statik Etkiler

Teknolojik ve ekonomik yapının sabit kaldığı varsayımı altında, üretim faktörlerinin yeniden dağılımı ile ortaya çıkan etkilere statik etkiler denmektedir. Statik etikler bir defalık etkilerdir. Bunun sebebi sabit olan ekonomik yapının ve teknolojinin uzun süre bu durumda kalamayacağı, yenilere açık olması ve eskimeye mahkûm olmasıdır. Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisine statik etkileri;

*Üretim Etkisi

Ticaret Yaratıcı Etki

Ticaret Saptırıcı Etki

*Tüketim Etkisi

*Ticaret Hadlerine Olan Etkisi

*Kamu Gelirlerine Olan Etkisi

2.2 Dinamik Etkiler

Dinamik etkiler orta ve uzun dönemde Gümrük Birliği’nin GSYİH’nın büyüme hızı üzerindeki ortaya çıkardığı etkilerdir. Bu etkiler üretim kapasitesinde, ekonomik yapıda ve teknoloji yapısında köklü değişiklikler meydana gelmesi sonucu oluşurlar. Dinamik etkiler süreklidir, orta ve uzun vadede ekonominin yapısında önemli değişimler meydana getirdikleri için statik etkilerden daha üstün kabul edilmektedir.

Çoğu iktisatçıya göre gümrük birliklerinin asıl önem taşıyan yönü, statik değil dinamik etkilerdir. (Seyidoğlu, 2005: 211)

Dinamik etkiler yeni yatırımların artışına yol açar, üretken kaynakların daha etkin kullanımını sağlar, mevcut dışsallıklardan yararlanmayı sağlar, rekabetin artmasıyla ekonomik etkinlik artar. Fakat az gelişmiş ülkelerde negatif etkileri de vardır. Az gelişmiş ülkelerdeki yatıran ve işgücünün entegrasyona üye olan daha gelişmiş ülkeye kayması sonucu daha az gelişmiş ülkeyi daha da fakirleştirir. (Yiğit, 1991: 26)

Türkiye ekonomisine dinamik etkileri;

*Rekabet Etkisi

*Teknolojik Gelişme Etkisi

*Yatırım Etkisi

*Ölçek Ekonomileri Etkisi

*Kutuplaşma Etkisi

3.Gümrük Birliği ve Türkiye

Gümrük Birliği üye olan ülkeler açısından ekonomik sonuçlara neden olmaktadır. Oluşan entegrasyon ülkelerin refah düzeyini, verimliliğini kalkınmasını, piyasalarını ve üretim kapasitelerinde temel değişiklikler meydana getirir. Bu bağlamda Gümrük Birliği’nin Türk ekonomisine olan etkilerinden söz etmek gerekecektir.

Türkiye AB üyesi olmadan Gümrük Birliği’ne girmiş ilk ülkedir. Gümrük Birliği her ne kadar ekonomik entegrasyon anlamında artılar getirse de AB’nin üzerine düşen görevleri yerine getirmemesi sonucu pek verimli yürümemektedir. AB Ortaklık konseyi, toplantısında Türkiye’ye 4¬ 5 yıl içinde ödemeyi taahhüt ettiği 2,5 milyar Euro ya varan yardımı ödememiş ve kurumsal anlamda entegrasyonu kolaylaştırmak amacıyla öngörülen tedbirleri Avrupa Parlamentosu’nun muhalefeti sonucunda yerine getirememiştir. Türkiye Gümrük birliğine katıldıktan sonra AB ile dış ticaretinde gümrük ve fon gelirlerinden yılda ortalama 2,6 milyar dolar gelir kaybına uğramaktadır. (Şen, 2006: 2)

Gümrük Birliği sonrasında ithalat ve ihracat birlikte ele alındığında, Türkiye’nin AB’ye ihracatında ciddi bir artışın meydana gelmediği, ancak AB’den ithalatın önemli ölçüde arttığı gözlenmektedir. Buna bağlı olarak AB’ye ihracatın toplam ihracat içindeki payı değişmemiş, AB’den ithalatın toplam ticaret içindeki payı artmıştır. (Ege, 2006: 3)

İktisadi Kalkınma Vakfı tarafından “Gümrük Birliğinin Türk Ekonomisi üzerine Etkileri” konulu incelemesi, Gümrük Birliğinin kısa ve uzun dönemli ticareti ve mali etkilerinin analizi göstermektedir ki: Türkiye’nin ticaret ve rekabet politikaları uzun vadede etkilenecektir ve üçüncü ülkelerle olan ticarette gümrük birliği öncesine göre önemli bir farklılık gözlenmemektedir. (İktisadi Kalkınma Vakfı, Gümrük Birliğinin Türkiye Ekonomisine Etkileri)

Gümrük Birliği’nin dış ticarete olan etkilerinden biri, Avrupa Birliği’nin ortak ticaret politikasına uyum yükümlülüğüdür. Gümrük Birliği’ne getirilen eleştirilerden biri budur. Bu yükümlülük ile Türkiye kendi dış ticaret politikasında üçüncü ülkelerle ticaret anlaşmaları gerçekleşme hakkını yitirmektedir.

Gümrük Birliği’nin gümrük gelirleri üzerindeki etkisi ise olumlu yöndedir. Birlikteki ülkelere gümrük sınırlarını kaldıran Türkiye, gelir kaybına uğramamıştır. Hatta belirli oranlarda gelir artışı yaşanmıştır.

GB’nin ilk yıllarından itibaren, Türkiye’nin AB ile dış ticaret açığı büyümüştür. Bunun temel nedeni, Türkiye’nin GB öncesinde, AB’ye olan ihracatının % 65’ini tekstil sektörünün oluşturmasıdır. AB’nin tekstil ticaretini yeni tam üye yapılan eski Doğu Avrupa ülkelerinden ve özel ilişki kurulan Çin, Hindistan gibi ülkelerden yapıyor olması Türk tekstil sektörünü büyük sıkıntıya sokmuştur.( Mustafa Hatipler, 2012: Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, 29)

Türk Ekonomisi 1981-1985 yıllan arasında ortalama %17,5 açık vermiş. Bunu takip eden dönemde inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Gümrük Birliğinden önce %25 seviyesine ulaşan dış ticaret açığı 1997 -1998 de % 56ya, 1999da %50 ye 2001-2003 döneminde %48’lere tırmanmıştır. (TÜSÎAD, 2003: 82)

Ekonomik faaliyetlere göre dış ticaret değerlerine baktığımızda, Türkiye’de gelirin sanayi sektörü lehine yeniden dağıldığını görmekteyiz. Türkiye’de sanayi sektörü ithalat miktarının ihracat miktarından daha hızlı artması; bu ürünleri birlik içinde ucuza üreten gelişmiş ülkelerin üretim ve gelirinin arttığını, gelir dağılımının gelişmiş ülkeler lehine, Türkiye aleyhine geliştiğini göstermektedir ( Akın Tunçer ve Önder Arı, 2007: 87-88)

Gümrük Birliği’nin tamamlanması için öngörülmüş olan 22 yıllık süreyi çok iyi kullanabildiğimizi ve sanayiimizin rekabet gücünü artırmak için gerekli düzenlemeleri gereğince yerine getirdiğimizi söylemek zordur. Ancak, Gümrük Birliği’nin gerçekleştirilmesinden sonra dahi, gerekli yapısal değişikliklerini ve teknik düzenlemelerini yapabilen, başta otomotiv olmak üzere bazı sektörlerin Gümrük Birliği’nin yarattığı imkânlardan ziyadesiyle faydalanmaya başladıkları görülmektedir.( Dr. Naci Doğan, 2004)

Gümrük Birliği, ayrıca Türk sanayiinin ulusal ve uluslararası düzeyde üretim kalitesini nihai tüketicinin maksimum faydasını ön koşul olarak ele alıp yükseltmesi, böylece rekabet kapasitesini artırması yönünde gerekli çalışmalara bir çerçeve oluşturmuştur. Bu yönde gerek kamu düzeyinde ilgili kuruluşlara gerek Türk sanayicisine,  çalışmalara bir an önce başlamaları yönünde ivme kazandırmış, üretim kalitesi ve tüketici memnuniyetinin marjinal karın temel belirleyicisi olduğu yönünde zihniyet değişikliğine neden olmuştur. (Handan Soğuk, Esra Uyanusta, 2004: 179)

Türkiye’nin üçüncü ülkelerle anlaşmalarını ve ilişkileri Avupa Birliği tarafından yönetilir. Bu da ülkemizin diğer ülkelerle ticaretini güçleştirir. Birlik tarafından uygulanan tek yanlı politikalar Gümrük Birliği’nin lehimize işleyişini zorlaştırır.

Türkiye’nin diğer birliklerle ilişkileri ancak AB çıkarlarına uyduğu müddetçe gerçekleşebilecektir. (Mehmet Dikkaya,2003: 39)

Gümrük Birliği sonrasında ithalatın ihracattan daha hızlı arttığı gözlenmekle birlikte, ithalattaki artışın iç ve dış makroekonomik gelişmelere bağlı bir seyir izlediği, özellikle ekonominin daraldığı dönemlerde ithalatta da buna paralel düşüşlerin yaşandığı, ekonomik büyümenin canlandığı dönemlerde ise ithalatımızda artışların ortaya çıktığı görülmektedir.(Kağan Bahçekapılı, 2006 )

Bazı rekabet gücü sektörlerde Gümrük Birliği’nin olumsuz etkileri olmuştur. Özellikle otomotiv, ilaç ve kimya, sanayi gibi sektörler Gümrük Birliğinden olumsuz etkilenmiştir.

Yeterli ölçüde araştırılmayan konular arasında GB’nin ticaret hadleri etkisi ve gelenek dışı etkileri de yer almaktadır. Gelenek dışı etkilerden sadece güvence etkisine yönelik birkaç araştırma yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar ise teorinin beklentilerine uymamaktadır. (Ertuğrul Yıldırım, Cihan Dura, 2007: 141-177)

Türkiye’ye gelen yabancı sermaye rakamları değerlendirildiğinde, yatırımların Gümrük Birliği’nin hemen sonrasında artacağına ilişkin beklentinin gerçekleşmediği belirlenmektedir. İzin verilen yabancı sermaye içerisinde Avrupa Birliği’nin payının Gümrük Birliği sonrası bir artış göstermemiş olduğu görülmektedir. AB’nin ortalama %65 olan payı 2002 sonuna kadar değişmemiştir. Toplam yabancı sermaye izinleri ve fiili giriş rakamları ise, AB ülkeleri dışında üçüncü ülkelerden gelen yabancı sermayede de önemli bir değişme olmadığı sonucunu vermektedir.( Akın Tunçer ve Önder Arı, 2007: 87-88)

4.Sonuç

Günümüzde hızla gelişen küreselleşmeyle birlikte ülkeler rekabet yoğunluğundan korunabilmek ve kendi ticari menfaatlerini koruyabilmek için ekonomik bütünleşme sürecine girmişlerdir. Oluşan bütünleşmeler sonucu ülkelerin menfaatleri doğrultusunda ticarete ve iktisadi hareketlere çeşitli düzenlemeler getirilmiştir. Özellikle uluslararası ticaretin gelişmesi için. Tarifeler ve kotalar azalmış serbest ticaret düşüncesi uygulanmıştır. Şüphesiz ki ortaya çıkan birliklerin en önemlisi Avrupa Birliği ve Gümrük Birliği’dir.

Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri göz ardı edilemez bir niteliktedir. Olumlu mu olumsuz mu olduğu hala tartışılan bir konu olsa da bu konu hakkındaki en doğru bilgiyi bizlere ampirik veriler sağlamaktadır. Genel olarak Gümrük Birliği’nin ekonomimize net etkisi olumlu veya olumsuz diyemeyiz. Değişen teknoloji, sermayeler, rekabet, üretim, verimlilik ve ülkelerin ekonomik durumları gibi faktörler de Gümrük Birliği’ni etkilemektedir. Bilindiği üzere Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üye olmadığı halde Gümrük Birliği’ne katılan ilk üyedir. Tam üye olmadığımız için bu durumun üzerimizdeki olumsuz etkisi tartışılmaz. Birlik içinde olduğumuz için başka bir üçüncü ülke ile rahat anlaşmalar yapamıyoruz. Bu durumun uluslararası ticaretimize etkisi büyüktür.

Statik olarak incelediğimizde, statik etkilerden kaynaklanan refah artışı ya çok küçüktür ya da negatiftir. Refah etkisine tarife gelirlerindeki kayıplar da eklendiğinde Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisine zararlı olduğu anlaşılmaktadır. Statik etkiler araştırılırken oluşan etkinin ticaret yaratıcı olduğu yönündedir. Fakat bu ticaret yaratma etkisi Türkiye’nin aleyhine işlediğini ortaya koymaktadır. Statik etkiler kısa vadede sonuç gösterdiği için dinamik etkilere oranla daha çok araştırılmıştır. Yani Gümrük Birliği uzun dönemde ülkemiz için olumlu etkiler verebilir.

Dinamik olarak incelediğimiz de ise oluşan etkilerin lehimizde olacak görüşü savunulabilir. Çünkü dinamik etkileri tek tek rekabet, teknoloji, ölçek ekonomisi, kutuplaşma ve yatırım olarak ele aldığımızda bu faktörlerin ülkemize bir şans vermesi muhtemel. Tabi ki dinamik etkilerin bizim açımızdan bakıldığında olumsuz tarafları var. Örneğin teknolojik gelişme etkisi. Ülkemizde teknolojiye yeterli önem ve yeterli AR-GE çalışması yapılmadığından bazı sektörlerde geri kalmakta ve rekabet seviyemiz düşmektedir. Bu durumda dış ticaret açığına sebep olmaktadır.

Prof. Dr. Utku Utkulu’nun yaptığı araştırmalara göre Gümrük Birliği’nin ithalat ihracat dengelerimize sebep olduğu bariz bir olumsuzluk yoktur. Gümrük Birliği’nin bütün avantaj ve dezavantajlarına rağmen Türkiye aleyhinde   bir durum teşkil etmediği aksine lehine sonuçlar doğurduğu söylenebilir.

Kısacası Gümrük Birliği’nin uygulanmaya başladığı tarihten itibaren bugüne kadar geçen sürede, statik etkiler incelendiğinde Türkiye’ye etkisinin olumlu veya olumsuz olduğu kesin ifadeyle belirtemiyoruz. Dinamik etkilere göre ise uzun dönemde olumlu etkileri olacağı genel görüş diyebiliriz. Çünkü Türkiye uzun dönemde sahip olduğu bazı avantajlarla Gümrük Birliği’ni kendi lehine çevirebilecek güçtedir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.