Ham Petrol ve Akaryakıt Ürünlerinde Yaşanan Fiyat Artışlarının Türkiye’deki Enflasyonist Etkileri

0

Türkiye, 1970’lerden itibaren başlayan ve günümüzde sürekliliğini koruyan yüksek enflasyonist dönemlerinin sebepleri olarak bir takım hususları gösterebilir. Bu hususlar arasında bütçe açıklarının yüksek olması, yüksek olan bu açıkların Merkez Bankası aracılığıyla finanse edilmesi (monetization), yurtiçi finans piyasalarının kamu kesimini borçlanmasından yarattığı crowding-out etkisi sebebiyle yükselen faiz hadlerinin üretim maliyetlerini artırması, sıkça yapılan yerel ve genel seçimler öncesinde artan (popülist yaklaşımla) siyasi parti harcamaları, ithalat yoluyla alınan bazı temel girdilerin fiyatlarında meydana gelen artışlar, Türk Lirasında yaşanan değer kaybının ithal girdi fiyatlarını artırıcı etkileri, terör örgütlerine karşı mücadele eden ve sınır ötesi operasyonlar yapan silahlı kuvvetlerin askeri harcamalarını artırması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine verilen finansal ve askeri destek, hükümetlerin kredibilitesinin düşüklüğü yani uygulayacağı anti-enflasyonist politikalar konusundaki kararlılığına ve başarısına kamuoyunda duyulan güvensizlik olarak gösterilebilir. Bu hususların birlikte ve karşı hamlelerle varlıklarını yıllardır sürdürmesi, Türkiye’deki enflasyonun uzun yıllardır tek hanelere indirilememesine yol açmaktadır.

Ham petrol fiyatlarında yaşanan artışların enflasyonist etkileri özellikle 1970’lerden itibaren Dünya’da yaşanan iki büyük petrol krizinden beri yoğun biçimde dile getirilmektedir. Türkiye, bir ham petrol ithalatçısı olmakla birlikte, 1980’lere kadar yaşanan enflasyonun önemli nedenlerinden birinin petrol fiyatlarında yaşanan bu artışlar olduğu kamuoyu nezdinde bilinen bir gerçek idi. Günümüzde ve özellikle 2016’nın ikinci çeyreğinden itibaren yaşanan akaryakıt artışlarındaki temel nedeni petrol arzında yaşanan sıkıntı ve ham petrol varil fiyatının yatay çizgide artışını göstermek mümkün. Bu durum buzdağının görünen kısmı. Diğer kısmında ise yani popülist politikacı söylemlerinin aksine yaşanan likidite sorunları, bütçe açıkları, kamu harcamalarında yaşanan artışlar ve mali hataların, en kolay gelir kalemi olan akaryakıt fiyatlarını etkilemesi ise bilinen bir gerçek.

Bir örnekle açıklamak gerekirse bir ülkenin ham petrol kaynaklarının olmadığını varsayalım. Bu ülkenin petrol ithal etmesi gerektiğinden, dünya ham petrol piyasasında yaşanan fiyat değişiklikleri ithalat kanalıyla bu ülkenin dış ticaret hacmini, ödemeler dengesini ve bununla birlikte döviz kuru, para arzı, istihdam ve fiyatlar genel düzeyi yani enflasyon gibi çeşitli temel makroekonomik değişkenler üzerinde karmaşık ve önceden kestirilemeyen diğer etkilere de neden olabilir. Bu etkiler “dolaylı etkiler” olarak isimlendirilir. Ham petrol ithal fiyatları ani bir şekilde arttığı ya da azaldığı için bir ülkenin cari hesap dengesinin değişmesiyle bu değişiklik sonrası başta ihracat ve ithalat ile ilgili talebin fiyat ve gelir esnekliklerinin büyüklük ve ülkede uygulanan döviz kur sistemine de bağlı oluşu dolaylı etkilerdir.

Türkiye’de akaryakıt ürünlerinin fiyatlarının belirlenmesi ve yapılan zamlar ile yaşanan enflasyonist süreç içerisinde ham petrol fiyat artışlarının pay tahmini oldukça önemlidir. Bu pay tahmini dolaylı etkiler kadar olmasa da karmaşık bir konudur. Türkiye’de hükümetler, akaryakıt ürünlerinin rafineri çıkış fiyatları üzerinden dört oransal vergi ya da fon geliri sağlamaktadır. Bu vergiler gümrük vergisi, akaryakıt fiyat istikrar fonu, akaryakıt tüketim vergisi ve katma değer vergisi olarak isimlendirilir. Bu oranlarda yaşanan artışlar akaryakıt pompa ürünlerinin nihai satış fiyatı sabitse vergi gelirlerini artıracağı için deflasyonist etkiye, eğer pompa satış fiyatlarının artışını sağlayacak bir rafineri çıkış fiyatı düzenlemesini de birlikte getiriyorsa girdi-çıktı ilişkileri vasıtasıyla buna ek olarak dolaysız fiyat artış etkisine yol açar. Buradaki önemli bir husus bu oranların hangi ürün ya da ürünler grubu için değiştirilmesidir. Eğer yalnızca bazı akaryakıt ürünleri ile ilgili vergi oranları değiştirilmiş ise sadece o ürünü en çok kullanan sektör ya da sektörlerin fiyat düzeylerinde artışa neden olur. Yani her oran değişikliğinin enflasyon üzerinde net etki yönü ve büyüklüğünün önceden bilinmesi zordur.

Not: Bu yazı “ Ham Petrol ve Akaryakıt Ürünü Fiyat Artışlarının Türkiye’deki Enflasyonist Etkileri ” isimli makaleden yararlanılarak yazılmıştır.

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Konaklama İşletmeciliği bölümü mezunuyum. İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünde Yüksek Lisansımı tamamladım. İlgi alanlarım Ekonomi, Marka Yönetimi ve Markalaşma, Genel ve Türk Siyasi Tarihi ile Roma Tarihi ve Sağlık Bilimleridir. Tarih, Ekonomi ve güncel konular hakkında ayrıca kendime ait bir blog sitem mevcut. Buradan da beni takip edebilirsiniz. : mehmetayaz2828@blogspot.com.tr

Cevap Yaz

Your email address will not be published.