İthal İkameci ve İhracata Yönelik Sanayileşme Politikaları

0

Ülkenin yerel ekonomisini ayakta tutmak için bir takım yöntemler geliştirilip denenmiştir. Bunlardan biri ithal ikameci sanayileşme politikasıdır. Bu politikanın amacı ithal edilen malın üretimine içerde başlanmasıdır. İçerde ürettiğimiz ürünlerle birlikte ithalatın azaltılması amaçlanıp iç girdilerin artırılması hedef alınmıştır. Böylece kolaylıkla ulusal sanayiyi büyütme yoluna gidilebilirdi. Peki, iç girdilerin oranı az ise bu ne anlama gelir? Eğer iç girdiler dış girdilerden (ithal girdi) fazlaysa buna montaj adı verilir. Bu politika ilk olarak 1921 buhranında ortaya atılmıştır. Türkiye’de ise 1930’lu yıllarda ortaya çıkmıştır.

İİSP bir süre korumacılık politikasını izlemiştir. Bununla kasıt, yeni oluşan saniyeleri gelişmiş ülkelerin sanayilerine karşı ayakta tutmaktır. İthal ikameci sanayileşmenin en önemli aşaması, sermaye birikimi yetersiz olduğunda, doğal kaynaklara ve daha önce ithalatı gerçekleştirilmiş olan tüketim mallarının üretime dayanan bir sanayileşme kolu olmasıdır. İthal ikameci sanayileşmede iç talep yani ülkenin gelir düzeyine göre şekillenen bir belirleyici önemli yer teşkil eder. Üretimin iç talep odaklı olması da ülke içinde tüketim eğilimin yüksek olup tasarruf eğiliminin ise düşük olmasına sebebiyet verir.

İthal İkameci Sanayileşme Politikasına Yönelik Eleştiriler
İİSP ne kadar başarılı sonuçlar da vermiş olsa bir takım eleştirilere maruz kalmıştır. Bunların başında gelebilecek eleştiriler şu yönde olmuştur;

  • İçeride yüksek koruma önlemlerinin arkasında aslında verimsiz ve rekabet gücü zayıf bir yerli sanayi bulunmaktadır.
  • Uzun dönemde ikamenin ara malı ve yatırım mallarında da gerçekleştirilmiştir. Fakat uygulamada ise ilk aşamayı geçememiştir.
  • Neo-klasik iktisatçılara göre azgelişmiş ülkelerde iç pazarın sınırlı olmasından kaynaklı olarak ithal ikameci sanayileşme sonucu azgelişmiş ülkelerin dış kaynaklara daha fazla ihtiyaç duymuştur.

Neo-klasik iktisatçılar korumacı politikadan vazgeçerek ihracata yönelik bir sanayileşme politikasına geçilmesini önerdiler. Türkiye’de 1970’lerin sonunda oluşan ödemeler dengesi sorunu da ihracata yönelik sanayileşme politikasına yönelmeyi düşündürdü. Güney Kore ve Brezilya o zamanlar ithal ikameci sanayileşme politikasından sıyrılıp ihracata yönelik sanayileşme politikasına geçiş yaptılar.

İhracata yönelik sanayileşmenin başarılı olabilmesi için bir takım faktörler üzerinde durulmalıydı. Bunlar;

  • İhracata yönelik sanayilere yeterli düzeyde teşvik sağlanması
  • Mevcut olan döviz kurunun istikrarlı ve ihracata yönelik sanayileşecek endüstrilere özendirici düzeyde tutulması

1970 ‘li yıllarda dışa açılma ile birlikte iç talepten çok dış talep önem kazanmıştır. Bu durum uluslararası rekabette uygun iç düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. Bu stratejiyle birlikte ticaretin önündeki bütün engellerin kaldırılması ve devletin küçültülmesi gibi talepler göz önünde bulun durulmuştur.

İthal ikameci ve ihracata yönelik sanayileşme modellerinin birbirinin tam zıttı değil de birbirini tamamlayıcı olarak görülmelidir. Burada ki asıl soru ise ithal ikameci sanayileşme politikasının hangi aşamasında ihracata dayalı politikalara geçileceğidir.

KAYNAKÇA
ÖLMEZOĞULLARI Nalan; Dünya Ekonomisi ders notları, s.18

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.