iktisadi Ekonometrik Analiz ve Ekonomi Blogu

Katar Ambargosu ve Türkiye

0

Suudi Arabistan öncülüğündeki ülkelerin Katar’a yönelik ambargo kararı sonrası ekonomik yaptırım ve ambargo tartışmaları gündemin üst sıralarına taşındı. Önce Bahreyn ve Suudi Arabistan ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın Katar ile olan diplomatik ilişkilerini kesmesinden hemen sonra Katar kendisine yönelik bu yaptırımın meşru bir gerekçesi olmadığını ve egemenliğini ihlal ettiğini belirtmiştir. Karayolu ve havayolu ulaşımına kısıtlama getirerek gıda yardımını engellemeye yönelik Katar vatandaşlarını doğrudan etkileyecek şekildeki ambargo kararının insani olmadığı açıktır.

Ekonomik yaptırımlar bir ülkenin veya ülkeler grubunun çıkarlarını tehdit eden bir başka ülke veya ülkelere karşı kullandıkları araçtır. Özellikle askeri ve ekonomik nüfuzu fazla olan bir ülke herhangi bir konuda çıkarını zedeleyen bir ülkeye karşı ambargo uygulama konusunda daha kolay taraftar toplar. Çıkarı zedelenen ülke askeri güç kullanmak yerine ekonomik yaptırım yoluyla karşı tarafı zayıflatarak önceki politikasını değiştirmesini istediğini belirtir. Karşı taraf bu mesajı alır ve durum değerlendirmesi yaparak politikasını değiştirmez veya değiştirir. Değiştirme yolunu tercih ederse bu durum genellikle aracı ülkelerin araya girmesi ve diyalog kurması yoluyla tarafların ortak bir noktada buluşturulması ile olur.

Ekonomik yaptırımların her zaman başarılı olduğu söylenemez. Kuzey Kore’nin nükleer programına karşı da bu ülkeye yönelik ambargo olmasına rağmen Kuzey Kore bu politikasından vazgeçmiş değildir. İran’a yönelik yaptırım kararlarının da amacına ulaştığı söylenemez.

Yaptırım uygulanan ülke vatandaşlarına en az zararın verilmesi yaptırımlarda önceliklidir. Zararın en aza indirilmesi için yaptırımın belirli kişi veya şirketlere, gruplara yönelik yapılması veya seyahat yasağı, varlıkların dondurulması gibi yollara başvurulabilir.

Şimdi Katar ambargosuna dönelim. Ambargo kararına ilk anda ABD’den çelişkili açıklamalar geldi. Trump Katar ambargosundan yana olduğunu ve Katar’ın terör örgütlerine açık destek verdiğini açıklarken Rex Tillerson ambargonun hafifletilmesi gerektiğini söylemiştir. İran diyalog çağrısında bulunurken Katar’a 12 saat içerisinde gıda yardımlarının ulaşabileceğini açıklamıştır. İsrail ise Katar’a karşı uygulanan bu ambargodan memnun olduğunu ve bu kararın terörle mücadeleye katkı sağlayacağını açıklamıştır. Türkiye Körfez ülkeleri arasında yaşanan bu gerginlikten üzüntü duyduğunu belirtmiş ve tansiyonun bir an önce düşürülmesi için taraflar arasında diplomasi trafiğine başlamıştır.

Üst üste yapılan açıklamalar ve ziyaretler, diplomasi trafikleri olayın netliğini bozmaktadır. Nihayetinde bu ambargonun üç önemli aktörü olan Suudi Arabistan, Katar ve İran ABD ile askeri/ticari anlaşmalar yapmıştır. Bunca gürültüden sonra bu anlaşmaların yapılması kafa karışıklığına neden olmuştur. Burada ya ABD kendisine haraç vermeyen ülkelere karşı diğer ülkeleri desteklemektedir ve bu yolla cezalandırarak kendisi ile anlaşma yapmaya zorlamaktadır ya da ABD dışındaki başka bir güç Körfez’i karıştırarak ABD’nin buradaki hegemonyasını bozmaya çalışmaktadır. Sonuçta ABD üç ülke ile anlaşarak milyarlarca doları kasasına koymuş oldu. ABD için kriz fırsata döndü.

Bir sonraki perdede Türkiye oyununun sahnelenmesi beklenmelidir. Katar’a yapılanların benzeri Türkiye için de yapılabilir. Türkiye’nin buna karşı hazırlıklı olması gerekir. Bu bölgede ittifaklar çok kısa sürelidir ve taraflar arasındaki geçişkenlik çok hızlıdır. Türkiye’ye karşı buna benzer bir ambargo uygulanması durumunda kim hangi tarafta olur bazı ülkeler dışında bunu kestirmek zor. Ancak Türkiye’nin mevcut dış politikasından memnun olmayanlar bunu etkilemek ve değiştirmek için Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyeceklerdir. Türkiye’yi bazı ülkelerle anlaşma yapmaya zorlamak isteyebilirler.

Her zaman olduğu gibi ekonomi ve politika birbirinden ayrılamaz. Başta da söyledim ülkeler birbirlerinin dış politikasını etkilemek için çeşitli unsurları kullanırlar. Bunlardan birisi de ekonomik yaptırımlardır. Bana göre Türkiye’ye karşı bu şekilde fırsat kolluyorlar. Buna karşı Türkiye’nin en ağır senaryodan en hafifine göre hangi durumda ne yapabilir şeklinde şimdiden stratejiler geliştirmesi gerekmektedir.

Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. 2012’de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Erciş İşletme Fakültesi’nde göreve başladı. Halen Marmara Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam ediyor. Çeşitli internet sitelerinde yazıları yayınlandı. Çalışma ve ilgi alanları: Küreselleşme, Ekonomi Politikaları, İktisadi Krizler, Kentleşme Politikaları, İktisat Sosyolojisi, Dinler Tarihi, Kültür ve Tarih'tir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.