Para Ekonomi Blogu Borsa Dolar Euro Altın Pazarlama Reklam Haber analiz Paranomist iibf iktisadi bilimler fakültesi Haberleri ingilizce makaleler piyasalar

Kredi Garanti Fonu (KGF) Nedir? Sistemin İşleyişi ve Öneriler

0

Kredi Garanti Fonu (KGF), kobilere ve girişimcilere alacakları kredilerde kefil olan bir fon çeşididir. Bu sistemin büyük ortakları Tobb (%50.99 hisseli) ve Kosgeb ( %48,54 hisseli) olup küçük ortağı ise Tesk (%0.43 hisseli)’dir. Kgf, verilen her bir kredi üzerinden %1-2 komisyon alır. Bu komisyon, belli orandaki kredilere kadar bankanın ipotek masrafının altında kalmaktadır.

Firmaların bankalar üzerindeki kredibilitesini artıran bu kurumun, kullanılan kredilere göre teminat miktarları değişkenlik gösterebilmektedir. Kobi dışındaki şirketler yüzde 85, Kobi’lere yüzde 90 ve ihracatçılara ise yüzde 100’e kadar kgf kefil olmakta, kullandırılan krediye Kgf kefil olduğu için firma kredisini ödemezse banka kullandırdığı kredinin yukarıda verilen yüzdelik kısımlarını Kgf’den alarak yani banka kardan zarar ederek yine de “win-win”durumunu korumaktadır. Kgf, verilen kredinin garanti kısmı hariç %15’lik kısmı bankanın riski olarak kalmaya ise devam etmektedir. Fonun üstlendiği batık tutarı, bankanın kullanmış olduğu garanti toplamının %7’sine kadar da çıkabilir.

2017 Mart itibariyle hükümet, resesyona giren firmalar için yeni bir çalışma gerçekleştirdi. Hazine’nin Kgf’ye sağladığı teminat tutarını 2 milyar liradan 25 milyar liraya çıkardı. Bu haberle piyasalara 250 milyar kredi verileceği ilan edildi. Böylelikle firmaların Kgf aracılığıyla bankalardan kullanabileceği kredilerin hemen hemen tamamına Hazine garantisi verilmiş oldu. Bankalar, aldıkları bu garantiyle piyasalara bol miktarda likidite sağlayabiliyorlar fakat bir Türkiye gerçeği olarak bu işin yani bol likiditenin ne zaman patlayacağı ise belirsiz.

Kredi Garanti Fonu piyasadaki işletmeler için adeta bir kurtarıcı olarak görülüyor. Nedeni ise işletmelerin, aldıkları kredileri mevcut borçlarına veya personel ödemelerine kullanmaları şeklinde yapıldığı algısının oluşmasıdır. Piyasaya fon sayesinde büyük miktarlarda likidite aktarımı yapılıyor. Örneğin 100.000.000 TL borcu olan bir işletme gelen 12.000.000 TL parayla yani ilave bir borç ile sadece rahatlamış oluyor yani ana borç kaldığı yerden devam ediyor. Bankalar da piyasada likidite dönmesine aracılık etmiş oluyor. Aslında şirketin borcunun senelik faizi fon ile kullanabileceği krediden daha fazla.

Burada hazine kaynağı sınırsız olarak görülse de değil. Kredi Garanti Fonu ile bankalar arasındaki sözleşmelerde kanuni takip oranı %7’yi geçerse kefalet iptali mevcut yani verilen kredilerin batması halinde Kredi Garanti Fonu ödeme yapmayabilir. Buradaki korku bankaların 2001 krizinde yaşadıkları olumsuz durumların tekrarlanmaması olarak söyleyebiliriz. Bankanın birinde oluşabilecek sıkıntı Türkiye gibi kırılgan ülkelerde dalga dalga diğer bankalarada yayılabilir. Krediler ödenemezse böyle bir sıkıntı bankaları bekliyor.

Benim önerim bu kredileri kullandırırken bankaların ahbap-çavuş ilişkisiyle kredi vermemesi yönünde. Krediyi kullanacak kişilerin ticari itibarları ve geçmişte bankalarla olan ilişkilerine bakmaları ve bu yönde kararlar almalarıdır. Küresel piyasalarda ekonomide yaratılan kelebek etkisi dalga dalga her yere yayılabilir bunun unutulmaması gerek.

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Konaklama İşletmeciliği bölümü mezunuyum. İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünde Yüksek Lisansımı tamamladım. İlgi alanlarım Ekonomi, Marka Yönetimi ve Markalaşma, Genel ve Türk Siyasi Tarihi ile Roma Tarihi ve Sağlık Bilimleridir. Tarih, Ekonomi ve güncel konular hakkında ayrıca kendime ait bir blog sitem mevcut. Buradan da beni takip edebilirsiniz. : mehmetayaz2828@blogspot.com.tr

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.