Ortadoğu-Türkiye Ekonomik İlişkileri ve Ortadoğu’nun Dünya’daki Siyasi-Ekonomik Yönü

0

Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar önemini kaybetmemiş bir coğrafya, Ortadoğu.

Ortadoğu, geçmişte bir çok medeniyete ev sahipliği yapmasının yanında önemli ticaret yollarını bünyesinde barındırmış ve üç semavi dine ev sahipliği yaparak Dünya’nın her zaman merkezi ve gündemin konusu olmuştur.

1. ve 20.yy ile beraber Ortadoğu farklı bir anlam kazanmaya başladı. Bulunan petrol kuyuları ile bir anda dönemin sömürü devletlerinin gözdesi haline geldi. Sanayi devrimi ile önemi artan petrolün doğuda bu denli zengin rezervlere sahip olması bir çok çıkar çatışmasına neden oldu.

20.yy başından günümüze kadar ekonomik yönden bir çok savaş geçirmiş Ortadoğu’da bugün de değişen bir şey olmuyor. Ortadoğu ülkelerinin çoğunluğunun geçim kaynağını petrol oluşturuyor. İhraç edilen petrolden sağlanan gelir üst zümreyi zengin etmekle kalmıyor, devlet alt yapı çalışmalarının yapılmasına da olanak sağlıyor. Tabi ki bu çalışmalar ne derece bağımsız tartışılır.

Gelişen Dünya’da söz sahibi olmanın ilk adımı ekonomik bağımsızlıktır. Ne yazık ki Ortadoğu görünürde zengin gözükse de finansal anlamda gelişmiş ülkelerin gerisinde bulunuyor. İran Devrimi’ni hatırlarsak, bağımsızlık için çaba sarfeden şah, halk ayaklanması ve yüksek enflasyon ile devrilerek yerini yeni bir döneme bırakmıştır. Bir yerde Ortadoğu’da bağımsız hareket etmek imkansız gibi görünüyor.

21.yy’da petrolün miladını doldurmaya yaklaştığı artık tüm çevrelerce konuşuluyor. ABD hamlesiyle fiyatı 46 ABD $’na kadar düşen petrol, bizim gibi birçok gelişmekte olan ülke açısından olumlu sonuçlar doğurdu. Ortadoğu ile olan ticaretimizin ivme kazanmasıyla girdi fiyatlarında gözle görülür düşüşler gözlenmiş, cari açıkta iyileşmeler olmuştur.

OPEC, olağan toplantısında kriz ortamına rağmen fiyat artışı gerçekleştirmeyerek üstelik de arzda artışa giderek Pazar payını koruma politikası izlemiş ve bunda da başarılı olmuştur.

Değişen Dünya dinamiklerine rağmen, Ortadoğu ülkeleri, gelen ekonomik kriz belirtilerine karşı uzun vadeli önlemler almayıp, eski düzenle hareket edip, olanları izleme politikası gütmekten öteye geçmemektedir. Coğrafyamızdaki bu kayıtsızlık ülkemize de yansımakta ve Batılı devletlere karşı pasif konumda hareket etmekteyiz.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.