Ortadoğu’da Gelişen Yeni Stratejiler ve Atılması Gereken Ekonomik-Sosyal Atılımlar

0

Yıllarca Osmanlı Devleti himayesinde kalmış, yarı Türk yarı Arap yaşayış tarzını hayatın her alanında görebileceğiniz bir coğrafya, Ortadoğu.

Ortadoğu, semavi dinlerin merkezi olması konumu bir yana, ekonomik yönden de dünya için önem teşkil ediyor.  19.yy.’da başlayan petrol arama faaliyetleri, 20.’yy. ile ivme kazanmış ve zamanın sömürü devletlerince altın kadar öneme sahip olmuştur. Ortadoğu’daki petrol rezervleri bir nevi Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlamıştı.

Himaye imparatorluğun yıkılmasıyla boşalan koltuğa Britanya İmparatorluğu oturdu. İmzalanan gizli anlaşmalar, para-silah yardımı yapılan şeyhler, verilen vaatler neticesinde Ortadoğu’da yeni bir dönem başlıyordu. Osmanlı’dan ayrılması sağlanan Ortadoğu’da artık batı güçleri egemenlik kurmuştu.

Balfour Deklerasyonu ile Ortadoğu’da bir İsrail Devleti kurulma aşaması başlamıştı. İkinci Dünya Savaşına giden süreç ve onu izleyen kıyımlar, Ortadoğu’ya müthiş bir Yahudi göçüne neden olarak, İsrail’in güçlenmesine, nüfusunu arttırmasına olanak tanıdı. Artık Batı Dünyası, Ortadoğu’yu rahatça izleyebilecek, gerektiğinde müdahale edebilecekti.

Devlet geleneğine sahip olmayan Arap dünyasında ise İsrail’e karşı girişilen mücadeleler hep sonuçsuz kaldı. Netice itibari ile engellenemeyen İsrail’in büyümesi günümüz Ortadoğu’nun şekillenmesini ve yeni roller doğurmasına yol açtı.

Ortadoğu’daki Arap devletlerini ortak ele alacak olursak, gelirin büyük bir bölümünü petrol ihracı sağlamaktadır. Petrol ihracından sağlanan gelir neticesinde Ortadoğu devletleri yeni modern şehirler tesis etmiş, alt yapı çalışmaları yapmış, modern ordu kurmuş ve dünya ekonomisine yön vermeye başlamıştır. Tabi ki bu reform hareketleri ne kadar bağımsız öncelikle bunu düşünmek gerekiyor.

Arap devletleri, yönetimsel açıdan ve halk-yönetici kesim olarak ele alındığında birbirleriyle benzerlik göstermektedir. Yöneticilerin olabildiğince zengin olduğu hiyerarşik yapıda, halk ise üst kesime oranla olabildiğince düşük gelirle hayatını sürdürmektedir. Aslında Arap Baharı projesinin tutmasındaki en büyük sebep de halkın artık bu gelir eşitsizliğine kayıtsız kalmamasıdır.

Yeni Dünya düzeninde artık Ortadoğu da yeni bir boyut kazanarak kendine yer edinmeye başlamıştır. Arap Baharı’nın sonuçları uzun vadeli olacağından şimdilik bu konuda sadece teori öne sürebilir, varsayımlar dahilinde hareket edebiliriz.

Ekonomik açıdan petrolün yavaş yavaş miladını doldurmaya başladığı aşikar. Arap dünyası farklı piyasalar, özellikle de finans sektöründe ciddi atılımlar gerçekleştirmelidir. Halkın refahı öncelik olmalı, okur-yazarlık oranı olabildiğince maksimize edilerek bilgi açığı kapatılmalıdır.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.