Para ve Sermaye Piyasaları

4

1.GİRİŞ

Bu çalışmadaki amaç Para ve Sermaye Piyasalarını incelemektir. Bu bağlamda Para ve sermaye piyasalrının bölümlerini, amaçlarını, ekonomi içindeki  yerleri ve önemleri vurgulanmaya çalışılmıştır. Bununla berbaer sermaye piyasamızın gelişmesi için alınması gerekli tedbirler vurgulanmış ve incelenmiştir.  Bu çalışma yapılırken ilk önce finansal piyasaları genel olarak değerlendirip sonrasında para ve sermaye piysalarına yönlendirme yapılmıştır.

2.FİNANSAL PİYASALAR

Finansal piyasalar, finansal sistemin bir parçası olarak tasarruf fazlası olan arz sahipleri ile borç talep edenler arasındaki fon transferinin yardımcı kuruluşlar vasıtasıyla sağlandığı piyasalardır Finansal piyasalar menkul kıymetlerin değişime uğradığı pazarlardır Fon arz edenler gelirlerinden daha az  harcama yapmakta ve tasarruf ortaya çıkartmaktadır Fon talep edenler ise tam tersi olarak gelirlerini geçen harcamalarda bulunurlar ve finansal pazarlarda fon gereksinimlerini karşılarlar

Piyasanın işleyişi, tasarruf sahiplerinin gelir elde etme karşılığında fonları başkalarına devretmesi ile işletme, kurum veya kuruluşların bugünkü fonlarından daha fazlasını kullanarak yaratacakları gelir artışının bir kısmını ödeme karşılığında, başkalarına ait fonları kullanması ile başlar Finansal piyasaların devreye girmesi, işletme veya kurumların tasarruflarının, yatırımlarını karşılamaması durumunda, finansman sağlaması isteği sonucu ortaya çıkmaktadır Finansal piyasalarda fon, arz ve talep edenleri yardımcı kuruluşlar bir araya getirir ve fonların el değiştirmesini sağlarlar

Fonların el değiştirmesi dolaylı ve doğrudan finansman olmak üzere iki şekilde gerçekleşmektedir Dolaylı finansmanda finansal kurumlar arz edilen fonlarla talepleri karşılarlar ve arz ile talep edenler arasında bir bağlantı bulunmaz Doğrudan finansman ile fon aktarımı durumunda ise fon arz edenler fonların kime verileceğini tercih eder ve bilirler, fon transferinde bir finansal kurum aracılık görevi yapmaktadır Bu finansal kurum tasarrufları kendi hesabına kabul ederek, karşılığında belli bir getiri vaat etmektedir (hisse senetleri, tahviller ve finansman bonoları)

Finansal piyasaların diğer bir önemli unsuru ise, fon arzı ile fon talebi edenler ve aracı kurumlardan oluşan bu sistemin kontrolünü sağlayan, düzenleyici nitelikteki kamu kuruluşlarıdır. (Türkiye’de SPK-Sermaye Piyasası Kurulu, Amerika’da SEC-Security Exchange Comission v.b ) Ayrıca finansal piyasaların işleyişini sağlayan aracı kuruluşlar, borsalar, takas saklama kurumları yanında, yatırımcıların doğru ve bu piyasanın işleyişinde çok önemli olan ‘zamanında bilgi’ alınmasına yardımcı olan bağımsız denetim şirketleri, derecelendirme kurumları ve teknolojinin gelişimiyle yatırımcıya kolaylık sağlayan ekonomi basını ve online bilgi hizmetleri bu piyasanın önemli unsurlarındandır.

Finansal piyasaları para ve sermaye piyasaları olarak iki büyük başlığa ayırabiliriz.

3.PARA PİYASASI

Para piyasası, mali piyasanın bir alt piyasası olarak nitelendirilmektedir. Kısa vadeli olması nedeniyle sermaye piyasasından ayrılır.

Türkiye’de para piyasası 3 ayrı piyasadan oluşur. Bunlar; Bankalararası Piyasa, Merkez Bankası Piyasası ve Takasbank Piyasasıdır. Ortak özellikleri kısa vadeli işlemler olması ve teminatların hazine bonosu olmasıdır. Bu piyasalarda paranın yabancı para olması durumunda para piyasası yerini Forex piyasasına bırakır.

Para piyasalarının işleyişi aynı sermaye piyasası gibidir. En belirgin farkı ise; sermaye piyasasında aracı ihraç eden bir ihracatçı olması ve ihracatçı ile doğrudan karşılaşılan birinci piyasayı takip eden piyasanın Borsa ya da Forex piyasası olmasıdır. Para piyasasında ihracatçının önemi yoktur, fiili piyasa önem kazanmıştır.

Para piyasası organize olabildiği gibi, Forex piyasası gibi bir formatta da işlem yapabilir. Yatırımcılar kur, gösterge ve fiyat ile pazara katılıp, karşı tarafın gösterge kurlarını görür. Kur ve fiyatlar piyasayı oluşturup, tüm potansiyel katılımcılara durum ile ilgili bilgi verebilir.

Para piyasası bir telekomünikasyon piyasası olduğu için, borsaya benzemez. Sistem üyesi olanlar tarafından kabul edilen her katılımcı sisteme girip çıkabilir.

Para piyasasına özgü yatırım aracı bulunmamaktadır. Ayrıca kısa vadeli fon, arz ve talebin oluştuğu piyasalar dikkate alındığında ortaklık içeren bazı yatırım araçlarının olmadığı da görülmektedir. Genel olarak;

Mevduat, Mevduat Sertifikası, Hazine Bonosu, Finansman Bonosu, Euro – Dolar ve Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler kullanılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Piyasası (TCMB): Sistemler arasında en organize olanıdır. Para piyasalarında en yüksek işlem hacmine sahip olan Merkez Bankası piyasasıdır. Katılımcılar işlemlerini Merkez Bankası üzerinden gerçekleştirir. Katılımcılar Merkez Bankası’nda teminat gösterme karşılığında borç alır ya da para satar. Kimin kimden para aldığının belli olmaması bu sistemin avantajıdır. Katılımcılar Merkez Bankası’nın açtığı kadar borçlanabilecek ve istedikleri teminatı yatırabilecektir. Satış işlemleri Merkez Bankası’na yapılıyor gibi görünmektedir.   Ama Merkez Bankası topladığı kaynakları makul bir kar oranı ile beraber fon ihtiyacı olan diğer aracılara satmaktadır. Yani kurumlar birbirlerinden borçlanmaktadır.

Merkez Bankası oldukça büyük, garantili ve düzenli bir piyasadır. Katılımcıları tarafından yaygın kullanılır ve limit problemleri ve maliyet yüksekliği nedeniyle farklı piyasaları da gündeme getirirler.

Bankalararası Para Piyasası: Bazı durumlarda katılımcılar Merkez Bankası’na borçlanmakta güçlük çekebilirler. Bu maliyetin yüksek olmasından, Merkez Bankası’nda borçlanma limiti dolmuş olabileceğinden ve teminatlarının yeterli olmamasından olabilir. Güvene ve karşı tarafın kabul edeceği bir teminata dayalı olarak bankalara borçlanabilirler. Bu sistemin garantisi yoktur, bu nedenle katılımcılar birbirlerinin riskini analiz eder ve gayri resmi limitler tanırlar. Belirlenen limitler doğrultusunda işlem yürütülmektedir. Borçlanma repo şeklinde de yapılabilir. Direkt borçlanma yerine tarafların karşı tarafın bonolarını teminat kabul ederek müşteri repo yapan banka konumunda hareket eder.

Takasbank Para Piyasası: Merkez Bankası piyasasına benzer şekilde ve ilkelerde çalışan piyasada tarafların kimliği saklı tutulur. Tek bir muhatap vardır ve teminat esasına dayanmaktadır. Yakın dönemde hacmi oldukça büyüyünce Takasbank para piyasası bankaların ilgi odağı olmuş ve katılımcılara hizmet verir hale gelmiştir.

Takasbank A.Ş, İMKB’de işlem gören hisselerin büyük bölümünün fiziki olarak saklandığı ve aynı oranda paranın el değiştirdiği bir kurumdur. Forex piyasasına Sermaye Piyasası Kurulu tarafından denetimler getirilince Forex yatırımcılarının sermayeleri Takasbank nezdindedir ve yatırımcı yararına çalışır. Takasbank sermaye güvenliği açısından önem taşımaktadır. Takasbank bir para piyasası olarak bankalara göre daha küçük tarzda ve aracı kurumlar için Takasbank Para Piyasası’nı oluşturmuştur.

3.1.Para Piyasası Araçları

Hazine Bonosu: Devletin cari yıl Bütçe Kanununa dayalı olarak bütçe açıklarının finansmanında kullanılmak üzere çıkarmış olduğu devlet iç borçlanma senetlerinden vadesi 1 yıldan az olanlara Hazine Bonosu , vadesi 1 yıl veya daha uzun olanlara ise Devlet Tahvili denir. Hazine bonoları yatırımcılara ihraç tarihinde nominal değerin altında bir değerle diğer bir ifadeyle iskontolu olarak satılırlar. Vade sonunda nominal değerle satış değeri arasındaki fark yatırımcının faiz gelirini oluşturur.

Geri Satın Alma Anlaşması (REPO): Finansal varlıkların belirli bir tarihte, belirlenmiş bir fiyattan geri satın alınacağının taahhüt edildiği anlaşmalardır. Bu işlemde söz konusu olan finansal varlıklar yatırımcıya teslim edileceği gibi, çoğu zaman satan finansal kurum tarafından yatırımcı adına saklanmaktadır. Ancak, bu durumda yatırımcıya geri satın alma taahhüdünü taşıyan bir makbuz verilmektedir. Repo yapan taraf, elindeki menkul değerleri kısa süre sonunda geri almak vaadiyle satarak kısa vadeli fon ihtiyacını karşılamaktadır. Reponun vadesi 1 gece ile 30 gün arasında olmakla birlikte daha da uzun olabilmektedir.

Banka Mevduatı: Banka mevduatları ülkemizde tasarruf sahiplerinin tasarruflarını değerlendirdikleri en önemli finansal araçlardır. Bankalar yatırılan bu fonları başka finansal araçlara dönüştürerek finansal piyasalarda çok önemli işlev görürler.

Finansman Bonoları: Anonim şirketler tarafından kısa vadeli borç sağlamak üzere çıkarılan menkul değerlerdir. Finansman bonolarının vadeleri 3 ay ve katları olmak üzere en fazla 1 yıldır. Finansman bonoları da hazine bonoları gibi iskontolu olarak satışa sunulur. Büyük ve riski düşük işletmelerin kısa süreli finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere çıkarılan finansman bonoları, aracı kurumlara ya da doğrudan yatırımcılara satışa sunulabilir. Finansman bonoları 30 günden az olmamak üzere ve 30 günün katları olarak çıkarılır.

Finansman bonolarının işletmeler açısından başlıca üstünlükleri şunlardır:

  • Alternatif finansman yöntemlerine göre (örneğin banka kredileri) daha ucuzdur.
  • Finansman kurumlarından fon sağlanması uzun formaliteleri gerektirmektedir. Bu açıdan finansman bonoları daha kısa sürede ve daha az formaliteye ihtiyaç göstermektedir.
  • Finansman bonolarının ikincil piyasasının da olması işletmeye prestij sağlamaktadır.
  • Finansman bonoları banka kredilerine göre işletmeler açısından daha düşük maliyetle fon sağlama aracı olmaktadır.

Bankalar topladıkları mevduatlar için birtakım kısıtlamalara tabidirler ve karşılıklar ayırmak durumundadırlar. Bu ise kredi faizlerini yükseltmektedir. İşletmelerin banka yerine finansman bonoları ihraç ederek yatırımcılara doğrudan yönelmeleri, bu fonların daha düşük maliyetli olmasını sağlamaktadır. Böyle bir durumda hem işletme için banka kredisine göre daha ucuz, hem de yatırımcı için mevduata göre daha yüksek getiri sağlanması söz konusudur.

Finansman bonoları yoluyla kısa süreli fon ihtiyaçlarının karşılanması, ancak belirli koşulları sağlayan anonim şirketleri için söz konusudur. İşletmelerin fon ihtiyaçlarını karşılanmasında hemen hemen tüm işletmelerin geniş ölçüde kullandıkları kısa süreli fon kaynağı hâlâ ticari krediler ya da satıcı kredileri olarak adlandırılan kredilerdir Ticari krediler, herhangi bir nakit ödemesi yapmaksızın satıcının alıcıya belirli bir ödeme süresi tanımasıdır.

Banka Bonosu: Kalkınma ve yatırım bankalarının kaynak sağlamak üzere çıkarmış oldukları kısa vadeli bonolardır.

Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (VDMK): İhraç eden kurumların kendi ticari işlemlerinden doğan veya diğer işletmelere ait olup da kendileri tarafından devralınmış alacaklar karşılığında ihraç edilebilecek finansal varlıklardır. VDMK belli bir faiz ve vade ile ihraç edilse de vadesinden önce satılabilir. Ülkemizde bankalar yanında genel finans ortaklıkları ve finansal kiralama şirketleri de VDMD ihraç edebilmektedir.

 

4.SERMAYE PİYASASI

Basit ve geniş bir tanımla sermaye piyasası sermaye arz ve talebinin karşılaştığı bir piyasadır. O halde önce “sermaye”’nin tarifiyle söze başlayalım: Orta, uzun ve sonsuz vadeli fonlardır.”

Buna bağlı olarak sermaye piyasası, orta, uzun ve sonsuz vadeli fonların arz ve talebinin aracı kuruluşlar aracılığıyla ve menkul kıymetlere bağlı olarak karşılaştığı piyasadır. Sermaye piyasasında arz ve talep bazı araçlar yardımı ile karşılaşır. Bu araçlara sermaye piyasası araçları ve menkul kıymetler diyoruz. O halde sermaye piyasasını menkul kıymetler piyasası ile birlikte düşünebiliriz. Ya da başka bir açıdan bakarak, asıl piyasanın sermaye piyasası olduğu, menkul kıymetlerin ayrı bir piyasa oluşturmayıp, sadece sermaye piyasasında fonların el değiştirmesinde kullanılan araçlar olduğu da ileri sürülebilir.

4.1.Sermaye  Piyasasının Yapısı

Sermaye piyasasının yapısını; hukuki çerçeve, sermaye piyasasının kurumları, sermaye piyasasının araçları, menkul kıymet arz edenler, menkul kıymet talep edenler ve aracılar olarak incelemek gerekir. Sermaye piyasasında fonlar kıymetli evrak hükmündeki belgeler karşılığında el değiştirdiğine göre, fon sahipleri bu belgeleri iki şekilde satın alabilirler; ya ilk ihraçtan ya da ikinci elden.İşte bu sebeple sermaye piyasası iki kesim halinde oluşur:

4.1.1 Birincil Piyasa

İlk kez dolaşıma çıkan menkul değerlerin işlem gördüğü piyasa birincil piyasa olarak adlandırılır. Birincil piyasada menkul değeri ihraç eden firma ile fon fazlası olan ekonomik birimler doğrudan ya da bir finansal aracı vasıtasıyla dolaylı olarak karşılaşırlar. Doğrudan karşılaşmada herhangi bir finansal aracı yer almayacağından ödenecek bir komisyon yoktur. Sözkonusu bu durum ihraç maliyetlerinde önemli bir tasarruf sağlayarak üstünlük yaratır. Bunun yanısıra sakıncası ise ihracın başarısız olma riskinin yüksek olmasıdır. Dolaylı  karşılaşmada ise finansal aracıya komisyon ödenmesine karşın ihracın başarısız olma riski daha düşüktür.

4.1.2 İkincil Piyasa

Daha önce alım satıma konu olan menkul değerlerin işlem gördüğü piyasadır. İkincil piyasa, menkul değerlerin likiditesini arttırarak birincil piyasaya talep yaratır ve onun gelişmesini sağlar. İkincil piyasanın en iyi teşkilatlanmış bölümü menkul kıymet borsalarıdır. Menkul kıymet borsaları dışında, tezgah üstü piyasa olarak niteleyebileceğimiz piyasalar da vardır. Menkul kıymet fiyatlarının pazarlık sonucu oluştuğu bu piyasada genellikle küçük ve riskli firmaların menkul kıymetleri işlem görür. Birincil piyasa daha çok sermaye piyasası bilinciyle, ikincil piyasa ise menkul kıymetler piyasası bilinciyle çalışır. Birincil piyasada uzun vadeli uzun vadeli fonların tasarruf sahibinden firmalara intikali söz konusu olur ve birincil piyasada yapılan tahvil ve hisse senedi satışları sonucunda firmanın bünyesine taze para halinde yeni sermaye girer.Oysa, ikincil piyasada el değiştiren menkul kıymetler fonları kullananlardan kopuktur. İkincil piyasadakiler kendi aralarında  menkul kıymetleri alıp satarlar, kıymetler ve paralar aralarında el değiştirip durur. Bu hareketler fonları kullananları yani şirketleri direkt olarak etkilemediği gibi, artık burada alınıp satılan şey sermaye fonları değil, birtakım kağıtlardır. Herhangi bir mal alınıp satılıyormuşçasına kağıtlar alınıp satılır, bunların fiyat farklarından kar veya zarar edilir, fakat bu alım satımların sermaye transferlerine sebep olduğu düşünülmez bile. Tabiatıyla ikincil piyasanın birincil piyasaya kaynak sağlamakta büyük bir önemi vardır ve birincil piyasanın kapasitesini birincil piyasa etkiler.

Birincil ve ikincil piyasalara ek olarak , üçüncül ve dördüncül piyasaların varlığından da sözedilebilir.

Üçüncül piyasa, borsaya kota edilmiş finansal varlıkların borsa dışında alınıp satıldığı piyasalardır.

Dördüncül piyasa ise finansal varlıkların aracısız olarak alınıp satıldığı piyasa olarak tanımlanabilir. Dördüncül piyasada alım ve satımlar blok olarak yapılır.

4.2.Sermaye Piyasası Araçları

Sermaye piyasası araçları, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarıdır (SPK, md.3).

4.2.1Menkul Kıymetlerin Tanımı ve Unsurları

Menkul Kıymetler; ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları kurulca belirlenen kıymetli evraktır (SPK, md.3).

Yukarıdaki tanıma göre menkul kıymetin unsurları aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

  • Menkul kıymetlerin tanımında en önemli unsur kıymetli evrak olmalarıdır. Kıymetli evrak niteliğindeki bir belgenin temsil ettiği hak belgeden ayrı olarak kullanılamayacağı ve devredilemeyeceği gibi, hakkı elde tutarak belgeyi devretmek de mümkün değildir. Bu hak ancak senet ibraz edilerek kullanılır ve senet devredilerek devredilir.
  • Standart ve yuvarlak meblağlı, mislî nitelikte, belli şekil şartlarını haiz kıymetlerdir.
  • Çok sayıda ihraç edilip, halka arz edilen kitle senetleridir. Bono, poliçe gibi tek bir ticari ilişki için düzenlenmezler.
  • Az veya çok devamlılık arz eder, alacak ya da ortaklık haklarını temsil ederler.
  • Periyodik (dönemsel) gelir sağlarlar.
  • Her birinin bir itibari (nominal-üzerinde yazılı) değeri, bir de piyasada arz ve talebin oluşturduğu piyasa değeri vardır. Tahviller, ihraç eden tüzel kişi tarafından vade sonunda nominal değer üzerinden ödendikleri için piyasa değerleri genellikle nominal değerin fazla altında veya üstünde oluşmaz.
  • Menkul kıymetler nama (registered) ve hamiline (bearer) yazılı olabilirler. Hamiline yazılı kıymetler para gibidir, kimin elinde ise onun malı sayılır, sadece teslimle sahip değiştirir. Nama yazılı kıymetlerde ise ciro hanesi vardır, buraya ciro işlemi kaydedilir.
  • Yatırım amacı ile kullanılır.

Menkul kıymetler olarak;

  • Hisse senetleri
  • Hisse senedi türevleri,
  • Geçici ilmühaberler,
  • Yeni pay alma kuponları,
  • Tahviller
  • Tahvil türevleri,
  • Tahvil faiz kuponları,
  • Hazine bonoları,
  • Katılma intifa senetleri,
  • Kar ve zarar ortaklığı belgeleri,
  • Banka bonoları, 181
  • Banka garantili bonolar,
  • Finansman bonoları,
  • Varlığa dayalı menkul kıymetler,
  • Gelir ortaklığı senetleri,
  • Gayrimenkul sertifikaları,
  • Tertip halinde çıkarılan ve 2 yıl veya daha uzun süreli ipotekli borç ve irat senetleri,
  • Borsa yatırım fonu katılma belgeleri
  • İçtüzüğünde kurucu dışındaki aracı kuruluşlarca serbestçe alım satımı öngörülen A tipi yatırım fonu katılma belgelerini sayabiliriz.

4.2.2.Diğer Sermaye Piyasası Araçları

Menkul kıymetler dışında kalan ve şartları kurulca belirlenen evraktır. Ancak çek, poliçe, nakit, bono ile mevduat sertifikaları sermaye piyasası aracı olarak sayılmamaktadır.

 

Diğer sermaye piyasası araçları şunlardır;

  • İpoteğe dayalı menkul kıymetler,
  • İpotek finansman kuruluşları tarafından ihraç edilen hisse senedi dışındaki sermaye piyasası araçları,
  • Opsiyon sözleşmeleri ve vadeli işlem,
  • İpotek teminatlı menkul kıymetler,
  • Konut finansmanından kaynaklanan alacaklara dayalı olarak veya bu alacakların teminatı altında ihraç edilen İpotekli Sermaye Piyasası Araçları.

4.3.SEKTÖRÜN SWOT ANALİZİ

Farklı yapı ve büyüklükteki ekonomik birimlerin, güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymak, karşı karşıya bulundukları fırsat ve tehditlere dikkat çekmek amacıyla yapılan SWOT (Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats) analizi her sektör için, fotoğrafın tamamını görebilmek ve bu fotoğrafı oluşturan karelerin hangi nitelikte olduğunu ortaya koyabilmek açısından büyük önem taşımaktadır. Bu açıdan analiz edildiğinde, Türk Sermaye Piyasası’nın güçlü-zayıf yönleri ile, sektörün önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalabileceği fırsat-tehditler aşağıdaki şekilde ortaya konulabilir.

4.3.1. Güçlü Yönler

  • Uluslararası güvenilirliğe sahip, sektörde faaliyet gösteren aracı kuruluşlara ve yatırımcılara organize piyasalarda alım-satım yapabilme imkanı sunan ve kurumsal kimliği güçlü borsalara sahip bulunmaktadır.
  • Sektör olarak, özellikle menkul kıymetler piyasasına ilişkin göstergeler (işlem hacmi, dönüşüm hızı, endeks getirisi) açısından, gelişmekte olan piyasalar arasında ön sıralarda yer almaktadır
  • Sektörün işlem hacmi açısından en önemli kurumu olarak kabul edilebilecek İMKB, ABD’de Securities Exchange Commission (SEC), Japonya’da Japan Securities Dealers Association (JSDA) ve Avusturya Maliye Bakanlığı gibi önemli kurum ve kuruluşlar tarafından “uluslararası yatırım yapılabilir piyasa” olarak tanınmıştır.
  • Sektör içinde faaliyet gösteren borsalar, teknolojik olarak gelişmiş, piyasalara uzaktan erişime (ExAPI uygulaması) imkan veren işlem sistemlerine sahiptirler.
  • Sektör; genç, dinamik, tecrübeli ve yeniliklere açık çalışanlardan oluşmaktadır.
  • Sektörü oluşturan kurumların hukuki altyapısı ve işleyiş mekanizması uluslararası gelişmelerle paralel bir çizgi izlemektedir. AB’nin sermaye piyasalarına yönelik düzenlemelerinden önemli bir kısmının karşılığı, ülkemizin AB mevzuatı ile uyumlaştırılması hedefi çerçevesinde yapılan değişiklikler ile mevzuatımıza kazandırılmış bulunmaktadır.
  • Sektörün en dinamik piyasası olarak kabul edilebilecek Hisse Senetleri Piyasası’nda işlem görecek şirket sayısı potansiyeli yüksektir.
  • Sektördeki kurum ve kuruluşlar, uluslararası gelişmeleri yakından izlemekte, uluslararası faaliyet ve organizasyonlarda aktif rol almaktadırlar. İMKB öncülüğünde 1995 yılında kurulmuş olan ve halen başkanlığı bu kurum tarafından sürdürülen Avrasya Borsalar Federasyonu (FEAS) buna en güzel örnektir.
  • Sektör; gelişmiş altyapısı, takas ve saklama sistemlerinin entegrasyonu ile özellikle bölgesel işbirliklerinde yeni açılımlar getirebilecek bir pozisyondadır.
  • Yatırımcıların sahip oldukları varlıkların aracılık sistemi dolayısıyla maruz kaldığı risklere karşı korunması ve böylece sermaye piyasasına duyulan güvenin sağlanabilmesi amacıyla “Yatırımcıları Koruma Fonu” kurulmuştur.
  • Sektörün öncü kuruluşu İMKB, % 32,6 ile ortağı olduğu Takasbank A.Ş. ile takas sistemini, % 30 pay sahibi bulunduğu Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. ile de kaydi ortamda menkul kıymetlerin saklanmasını başarılı bir şekilde gerçekleştirmektedir.
  • Sektörde, spot piyasada taşınan pozisyonlar üzerinden karşı karşıya kalınan risklerden korunulabilmesine imkan veren organize bir vadeli işlemler piyasası bulunmaktadır. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren bu piyasa, işlemlerin başladığı 2005 yılı Şubat ayından 2007 sonuna gelen süreçte hızlı bir gelişim göstermiş ve risk yönetim olgusunun yerleşmesine katkıda bulunmuştur.
  • Sermaye piyasasında; kamuyu aydınlatma, şeffaflık ve rekabeti sağlıklı bir zeminde arttırmak üzere uluslararası finansal raporlama standartları ile kurumsal yönetim ilkeleri uygulanmakta olup, 2007 yılı içinde çalışmaları son noktaya getirilmiş olan “Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)” 2008 yılında hayata geçirilecektir.
  • Mali ve sınai işletmelerin kredi ve kurumsal güçlülük derecesini ölçümlemeye ve belgelemeye yönelik olarak kredi ve kurumsal derecelendirme şirketlerinin faaliyet gösterme esasları düzenlenmiş ve şirketlerin kurumsal gelişim süreci hızlandırılmıştır.
  • İstanbul Altın Borsası sektörün finans piyasalarına daha etkin katılımında önemli destek sağlamaktadır. Halkın elinde önemli miktarda altın birikimi bulunmakta olup, bu birikimi finans sektöründe dolaşıma sokacak zemin oluşmuş bulunmaktadır.

4.3.2. Zayıf Yönler

  • Yurtiçi tasarrufların çok küçük bir bölümü sermaye piyasası araçlarında değerlendirilmektedir.
  • Kamu menkul kıymetlerinin, yüksek reel faizler neticesinde özel sektör menkul kıymetlerini dışlama (crowding out) etkisi sürmekte ve bu durum sermaye piyasasında finansal araç çeşitliliğini zayıflatmaktadır.
  • Kurumsal yatırımcı tabanı ve hizmet çeşitliliği istenen boyutta değildir.
  • Son yıllarda kotasyon koşullarında yapılan değişikliklerle ilerleme sağlanmış olmasına rağmen, halka açık şirket sayısı yüksek seviyede değildir.
  • İhraçcıların sermaye piyasalarından yararlanma düzeyi istenen ölçekte değildir. Şirketlerin halka açıklık oranları göreceli olarak düşüktür.
  • Sermaye piyasaları konusunda ihtisaslaşmış mahkemeler bulunmamaktadır.
  • Yatırım fonlarının getirileri, bireysel yatırımcıları cezbedecek ölçüde yüksek olmadığından, bireysel yatırımcılar daha çok kendi münferit tercihleri ile, çoğu zaman etkin bir risk-getiri analizi yapmaksızın yatırım tercihinde bulunmaktadırlar.
  • Aracı kurumların toplam faaliyet gelirlerinin büyük bir kısmının, katma değeri fazla olan portföy yönetimi, yatırım danışmanlığı gibi sermaye piyasası faaliyetleri yerine aracılık komisyonlarına bağlı olması, aracı kurumların İMKB işlem hacminin değişimlerinden büyük ölçüde etkilenmesine yol açmaktadır.
  • Halka açık bankalardan bir kısmının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’na devredilmesi gibi küçük bireysel yatırımcıların mağdur durumda bırakıldığı bazı uygulamalar, yatırımcıların piyasaya olan güvenini sarsmaktadır.
  • Sermaye piyasası kazançlarına ilişkin getirilen vergi düzenlemeleri çok sık değişmektedir. Ayrıca mevcut uygulamada, yerli ve yabancı yatırımcıların elde ettikleri sermaye piyasası kazançlarına tatbik edilen vergi oranları açısından farklılık bulunmakta olup, bu durum yerli yatırımcıları olumsuz etkilemektedir.
  • Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası’nda gerçekleştirilen işlemler üzerinden elde edilen kazançların 2006 ve 2007 yıllarında vergiden muaf tutulması ve bu uygulamanın 2008 yılında da devam edecek olması, spot piyasa işlem hacmi üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkarabilir.
  • Hem arz hem de talep yetersizliği nedeniyle, ikincil piyasalarda istenen öl- çüde derinlik sağlanamamakta ve finansal suç konusunu oluşturan işlemlere zemin hazırlanabilmektedir.
  • Kıymetli madenler piyasasında uluslararası fiyat bağımlılığı sürmektedir. Sektörde kayıtsız ticaretin yoğunluğu istenilen hızda düşmemektedir. Kurumsallaşmada beklenen hıza ulaşılamadığı için büyüme hızı istenilen seviyeye çıkamamıştır.
  • İAB’nın finans piyasalar ile ilişkisinde istenilen düzeye ulaşılamamış, bu sebeple sektörün finansal ürünleri kullanma kapasitesi düşük kalmıştır. Buna bağlı olarak, kıymetli madenlere dayalı türev ürünlerde çeşitlilik sağlanamamıştır.

4.3.3. Fırsatlar

  • Türkiye’de menkul kıymetleri halihazırda Borsa’da işlem görmeyen çok sayıda büyük ve orta ölçekli, kurumsal niteliği yüksek şirket bulunmaktadır.
  • Sektör, bölgesinde geniş bir coğrafyada yer alan çeşitli borsalarla temas kurabilme ve borsa yatırım fonlarının oluşturulmasına esas teşkil edecek yeni gösterge endeksler geliştirebilme imkanına sahiptir. Bu borsaların tek bir alım-satım platformunda buluşturulması, Türk Sermaye Piyasası’nın uluslararası rekabet gücünü arttıracaktır. Uzaktan erişimin tamamlanmış olması bu imkanları realize etmeyi kolaylaştırmaktadır.
  • Türkiye; genç, dinamik ve sermaye piyasasına ilgi duyabilecek bir nüfusa sahiptir.
  • Türkiye’nin AB üyeliğinin gerçekleşmesi sermaye piyasasına yönelecek yabancı yatırımcı sayısını ve ölçeğini yükseltecektir.
  • Sermaye piyasalarının gelişiminde çok önemli bir rol oynayan bireysel emeklilik fonları faaliyete geçmiştir. Bu fonların, kamu maliyesinin iyileşme sürecine bağlı olarak vergi teşviklerinin artırılması halinde gelişme potansiyeli çok yükselecektir.
  • Tamamen uzaktan erişim sistemine geçilmesi, aracılık sektörünün maliyetlerini önemli ölçüde azaltmaktadır.
  • Türkiye’nin makro ekonomik göstergelerindeki iyileşmeler doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile özel sermaye yatırımlarının ülkeye daha büyük boyutta giriş yapmasına ve orta-uzun vadede halka açılma potansiyeli taşıyan şirket sayısının artmasına neden olabilecektir.
  • Gelir ortaklığı senedi, varantlar gibi alternatif yatırım araçlarının geliştirilmesi ve ülkemiz sermaye piyasasına kazandırılması suretiyle, faiz gibi belirli konularda hassasiyeti olan kesimin de sektöre çekilmesi finansal piyasalarda derinliği arttırabilecek ve reel sektör şirketleri için önemli bir fon girişi sağlayacaktır.
  • Ürün İhtisas Borsalarının kurulması halinde, bu borsalarda işlem görecek elektronik depo sertifikalarının alım-satım platformunun devreye girmesi ile, hem spot hem de vadeli piyasa işlem hacminin artması ve daha geniş bir yatırımcı kitlesinin sermaye piyasası kültürü ile tanışması sağlanabilir.
  • Çifte kotasyona imkan verilerek, İMKB’de işlem gören şirketlerin iştiraklerinin de, işlem gördükleri kendi ülkeleri dışında ülkemiz sermaye piyasasında da işlem görmesine zemin hazırlanarak piyasanın likiditesi arttırılabilir.
  • İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olması yönünde yürütülen çalışmaların fiiliyata geçirilebilmesi, yabancı yatırımların ülkemize daha fazla gelmesine ve sermaye piyasasının daha da derinleşmesine zemin hazırlayabilir.
  • 4.3.4. Tehditler
  • Ekonominin genel seyrindeki olası bozulmalardan sermaye piyasası ve dolayısıyla borsalar olumsuz etkilenmektedir.
  • Global boyutta ortaya çıkan ve özellikle hammadde fiyatlarındaki artış ile tüm gelişmekte olan ülkelere fon akışını hızlandıran likiditenin, olası bir uluslararası ekonomik çalkantı ile daralması, piyasayı zor durumda bırakabilir.
  • ABD ekonomisinin resesyona girmesi ve riskli konut kredileri (sub-prime mortgage) krizinin ortaya çıkardığı olumsuzluklar neticesinde, başta büyük bankalar olmak üzere birçok finansal kurumun zarar etmesi, ekonomide şirketlere tahsis edilen kredi olanaklarının daralmasına neden olmak suretiyle ülkemiz sermaye piyasasının gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.
  • Ülkemizin de içinde bulunduğu bölge, sıcak çatışmaların, uluslararası krizlerin, kırılgan ekonomilerin yoğunlukta olduğu bir coğrafyada yer almaktadır. Yakın gelecekte bölgede ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuz uluslararası gelişme Türk Sermaye Piyasası’na yönelecek fonları negatif yönde etkileyebilir.
  • Son yıllarda görülen bölgesel ve global boyuttaki borsa birleşmeleri Türk Sermaye Piyasası’nın ve özellikle de İMKB’nin rekabet gücü üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek niteliktedir.
  • Yunanistan’daki Hellenic Exchanges A.A. gibi rakip borsaların teknoloji merkezli gelişme ve yayılma politikası, teknolojik yeniden yapılanma açısından kamunun getirdiği yasal düzenlemelerle hareket kabiliyeti sınırlanan İMKB’nı zor durumda bırakabilir.

4.4.Sermaye Piyasamızın Gelişmesi İçin Alınması Gerekli Tedbirler

4.4.1.Hisse Senedi Arzını Arttırmaya Yönelik Tedbirler

  • Teşvik belgesi ve/veya orta ve uzun vadeli kredi isteyen şirketlerdedüşük borç/ özvarlık oranı aramak.
  • Yatırım ve kalkınma bankalarıyla iştirak bankalarını, olumlu fizibiliteye sahip şirketlere kuruluşta iştirak edip, hisseler olgunlaşıp pazarlanabilir hale gelince primli olarak satma operasyonlarına teşvik edici tedbirler almak.
  • Büyük ticaret ve kalkınma bankalarını iştirak portföylerindeki mevcut hisse senetlerini halka satmaya teşvik edici tedbirler almak.
  • Genişleme ve modernizasyon yatırımları için teşvik isteyen anonim şirketlere bu teşvikleri belli bir orandaki yeni hisseleri halka arz etme şartıyla vermek.
  • Şirketlerin sermaye arttırımlarında başabaşın altında fiyatla hisse senedi ihracına SPK denetimi altında imkan vermek üzere Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapmak.
  • Belli kriterler koyarak halka açık şirketlerde kurumlar vergisini düşürmek, buna karşılık kapalı şirketlerde vergi oranını yükseltmek.

4.4.2.Talebi Geliştirmeye Yönelik Tedbirler

  • Fertlerin, tasarruflarıyla hisse senetlerine yatırım yapmaya her yoldan teşvikini sağlamak.
  • Kurumların menkul kıymetlere yatırım yapmasını sağlayacak, teşvik edecek ve bu konudaki engelleri ortadan kaldıracak tedbirler almak.
  • Şirket ve kurumların nakit yönetimi amacıyla menkul kıymetlere kısa vadeli yatırım yapmasına imkan sağlamak.
  • Hisse senedi yatırım fonlarının çoğalmasını teşvik etmek.

4.5.Sermaye Piyasasının Önemi Ve Ekonomideki Yeri

Sermaye piyasasının ekonomideki yeri ve önemi, ülke ekonomisi bakımından, tek başına ekonomiye yararlı olamayan küçük tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak büyük yatırımlara dönüşmesindedir. Sermaye piyasası, az gelişmiş ülkelerdeki yurtiçi tasarruf açığının kapanmasına yardımcı olabilir. Fertler açısından ise, sermaye piyasası, tek başına gelir getiren bir yere yatırılamayacak kadar küçük fonların verimli yerlere yatırılmasına ve sahiplerine bir ek gelir getirmesine imkan sağlamaktadır.

Ayrıca, küçük sermayelerle kişisel işler yapılabilse bile, kişisel yatırımlarda teşebbüs ve yönetim sorunu çıkacaktır ki, elinde küçük bir sermaye bulunan, fakat bununla kişisel bir yatırım yapmaya sağlığı, bilgi ve tecrübesi ve zamanı olmayan kimseler sermaye piyasasının sağladığı imkanlardan yararlanırlar.

Sermaye piyasasının bu saydığımız fonksiyonları yalnız menkul kıymetler yoluyla değil, daha geniş bir kavram olan mali piyasa içinde bankalar aracılığı ile de sağlanabilir.

“ Mali piyasa içinde aynı fonksiyonları ifa eden bankacılık kesimi varken, ayrıca bir sermaye piyasasının ortaya çıkmasının sebepleri ve sermaye piyasasının farklı tarafları nelerdir?”

  • Sermaye piyasası tasarruf sahipleriyle orta ve uzun vadeli fon talep eden kuruluşlar arasında direkt iletişim kurulmasına, sermaye hareketlerinde aracıların ortadan kalkmasına veya fonksiyonlarının azalmasına imkan hazırlar.
  • Sermaye piyasası araçlarının bir bölümü şirketlere öz kaynak sağlarlar. Böylece iktisadi kalkınmanın hızlanmasına ve sağlıklı finansman kaynaklarına kavuşturulmasına yardımcı olurlar. Sermaye piyasasının etkin çalışması, şahısların tüketim eğilimlerini azaltarak ve tasarruf eğilimlerini yükselterek ekonomide sermaye birikimini arttırır.
  • Sermaye piyasası, işletmelere, bankalar sektörünün sağladığı fonlara nazaran daha düşük maliyetli fonlar sağlayabilmektedir.
  1. PARA VE SERMAYE PİYASALARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Sermaye piyasası uzun vadeli, para piyasası kısa vadeli fon akımlarının gerçekleştiği piyasadır. Bu nedenle, para piyasası enstrümanları daha likittir. Şirketler ve bankalar geçici bir süre ellerinde bulundurdukları fonlar üzerinden faiz kazanmak için para piyasası menkul degerlerini kullanırlar. Sigorta ¸sirketleri veya emeklilik kurumları gibi aracı kurumlar ise uzun vadeli menkul kıymetleri tercih ederler çünkü bunların gelecekte ellerinde olacak fonlarla ilgili belirsizlikleri daha azdır.

Geniş anlamdaki sermaye piyasası kavramına para piyasası da dahil olmaktadır. Bu durumda gerek kredi arzı, gerekse kredi talebi para piyasasından sermaye piyasasına ya da sermaye piyasasından para piyasasına kolayca kayabilir. Faiz haddi iki piyasa arasındaki fon akımını ayarlayan bir düzenleyici olmaktadır.

Fon arz edenler, kendi yatırım politikalarını ve elde etmeyi umdukları gelire baglı olarak yatırılabilir fonları bu piyasalardan birine veya her ikisine yönlendirile bilirler. Fon talep edenler de, ihtiyaç duydukları kredinin türüne göre her iki piyasadan borçlanabilirler. Bazı aracı kuruluşlar, özellikle bankalar hem para, hem de sermaye piyasası i¸slemleri yapabilirler ve her iki piyasada çalı¸sabilirler.

Para piyasası ile sermaye piyasasında cari faiz hadleri degişik olmakla birlikte birbirleriyle ilişkilidir. Fonlar genellikle düşük faiz haddinden yüksek olana doğru kayar. Para piyasasında meydana gelen bir faiz oranı artışı, sermaye piyasasına da etki eder.

6.SONUÇ

Yapılan araştırmalar ve elde edilen veriler neticesinde tamamlanan bu çalışmada genel olarak Para Piyasaları ve Sermaye Piyasalarının özellikleri üzerinde durulmuştur. Para Piyasasının ve Sermaye Piyasasının tanımlarından sonra işlevleri, araçları ve kapsamları anlatılmaya çalışılmıştır.

Son bölümde sermaye piyasamızın gelişmesi için alınması gerekli tedbirler kapsamında hisse senedi arzını arttırmaya yönelik tedbirler,  talebi geliştirmeye yönelik tedbirler alt başlıkları altında incelemeler yapılmıştır. Para ve Sermaye Piyasalarının ekonomide rölü başlığıyla piyasada neler yapılması gerektiği anlatılmıştır. Bunlara ek olarak sektörel bazda Swot Analizi yapılmıştır. Çalışmanın son başlığı olan Para ve Sermaye Piyasaları arasındaki ilişki ile aralarındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır.

4 Yorum
  1. Ertugrul Sendogan says

    Bir ülkede reel sektör ne kadar önemliyse; üretim, istihdam aynı oranda ve belkide bu zamanda finansal ve para piyasaları daha fazla önem arz ediyor.

    1. ridvanozer says

      Zaman ayırıp yazıyı incelediğin için teşekkür ederim. Söylediğinde haklısın reel sektör kadar ücret, istihdam da önemli. Yorumun için teşekkür ederim.

  2. Hasan says

    hazine bonosunu bankalar acıga satar

  3. İbrahim çemberlitaş says

    Gayet güzel bir makale. teşekkür ederiz. kaynak göstermek suretiyle tezimde kullanmak isterim.
    teşekkürler iyi çalışmalar

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.