Refah Devleti ve Sosyal Politika- 2

0

Geçmişten günümüze kadar insanlık tarihinde birçok ekonomik bunalım şu ya da bu sebepten dolayı ortaya çıkarak toplumlar üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır ve hala da yaratmaya devam etmektedir. Özellikle 18. yüzyılda İngiltere gibi endüstrileşmiş ülkelerde artan işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar karşısında ortaya çıkan ve daha çok ahlaki bir yaklaşımı yansıtan bazı uygulamaların varlığından söz etmek mümkündür.

20. yüzyılın başlarında ve bunların en büyükleri arasında yer alan 1929 ekonomik bunalımı ekonominin kendi kendine işleyişinin olumlu sonuçlar doğurmadığını, ayrıca devletin ekonomik ve toplumsal yaşama müdahale etmesinin gerekliliğini açıkça ortaya koymuştur. Yoksulluk ve işsizliğin geniş toplum kesimlerini etkilemesi, devletin sosyal politikalarının yeterince gelişmediği gerçeğinin anlaşılmasını olanaklı kılmıştır. Zaten özellikle bu dönemlerde sosyal politika uygulamalarının oldukça dar anlamlı olduğunu söylemenin mümkün olacağını düşünmek gerekir.
Sosyal sorunlara yönelik bir devlet politikasının varlık kazanmasını büyük devrimlere, işçi sınıfının kapitalizmin hegemonyasından kurtulmak amacıyla vermiş olduğu hummalı mücadele, genel oy hakkının kabulü ve demokrasi anlayışının gelişmesiyle ilişkilendirmek ve genelde emeğin kapitalizme karşı verdiği mücadelenin siyasallaşmasına bağlamanın olanaklı olduğunu düşünmekteyim. Tekrar 1929 ekonomik bunalıma dönecek olursak özellikle bu yıllarda ekonomik liberalizm ve koruyucu devlet kavramı yerini refah devleti kavramına bırakmış, devletin ekonomik ve sosyal yaşama müdahalesi egemen kılınmıştır.

Piyasa ekonomisinin işleyişinden doğan bazı olumsuzlukları gidermek için devletin ekonomiye müdahale etmesini ve piyasa mekanizmasının işleyişi sonucu ortaya çıkan gelir dağılımının iyileştirilmesi yönünde birtakım önlemler alınmasını, bununla ilgili kurum ve kurumlar geliştirmesini ifade eden refah devleti, özellikle 2. Dünya savaşı ile birlikte uygulamalarını daha sistematik, kalıcı ve yaygın uygulamalar dizisi haline getirdiğini, amaç ve hedeflerini genişlettiğini söyleyebiliriz. Artık devlet kendinden beklenen klasik görevlerin yanında sağlık, eğitim, konut, sosyal güvenlik ve sosyal yardım gibi birçok alanda kamu hizmeti veren bir yapıya ulaşmıştır. Bu durum 2. Dünya savaşından sonra hız kazanmıştır. Devlet sermaye birikim sürecinde etkin görev almış, birikim sürecine müdahale de bulunmuş ve kamu gücü gibi başlıca çabalarını tam istihdama yöneltmiştir.

Devlet karlı sermaye koşullarının yanında sosyal uyum koşullarını geliştirme işlevini de üstlenmiştir. Sosyal politika ile toplumsal dayanışmanın sağlanması amaçlanmıştır. Bu anlamda siyasal demokrasi gibi sosyal devlet anlayışı ve sosyal politika uygulamalarının da önemli bir yerinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Sosyal refah devleti anlayışı içerisinde eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, konut gibi birçok hizmetin vatandaşlar için piyasa dışında sağlanması esastır. Bu hakları hayata geçirmeye yönelik çalışmalarda bulunmak da sosyal politikanın en önemli görevlerinden birisidir. Tabi bunun yanında sosyal politikanın oldukça geniş bir alanı kapsadığı ve bir bütün olarak sosyal vatandaşlık temelinden yola çıkarak sosyal eşitlik ve sosyal adalet gibi hedeflere yöneldiği açıktır.

Sanayileşmeye bağlı olarak ücretli çalışanlar sayısının artışı, bu kesimin siyasal ve sosyal taleplerine hız kazandırmış, yapılan sosyal harcamalar toplam talebi canlı tutarak ekonomik büyümeyi kolaylaştırmıştır. Batılı ülkelerin ikinci dünya savaşından 1970’li yıllara kadar uzanan zaman aralığında yaşadıkları hızlı sermaye birikimi ve yoğunlaşma süreci, sosyal politika uygulamalarını kolaylaştırmış, ekonomik büyümeye koşut bir biçimde ülkelerin sosyal harcamaları önemli büyüklüklere ulaşmıştır. 1950 ve 1960’larda gerçek gelirde ortaya çıkan büyüme oranı ve demografik yapı ne yazık ki 1970’lerde tersine dönmüş, yaşanan ekonomik kriz, refah devleti ve uygulanan sosyal politikaların sorgulanmasını gündeme getirmiştir.

Kaynakça
Talas, C. T. (1992) “Türkiye’nin Açıklamalı Sosyal Politika Tarihi”
Topak O. T. (2012) “Refah Devleti ve Kapitalizm”

Cevap Yaz

Your email address will not be published.