Sosyal Medyanın Toplumsal Fay Hatlarını Dinamitlemek İçin Kullanımı

0

Sosyal paylaşım ortamlarında olabildiğince devlet millet işlerinden uzak kalmaya çalıştım, ancak artık olay hepimiz için olmak ya da olmamak noktasına geldiği için benim de kendi perspektifimi ortaya koymam şahsım adına bir zaruret haline geldi.

Türkiye rakip devletlerin rahatlıkla kullanabildiği çok ciddi bir açıklığa sahip, toplumsal bölünmüşlük. Biz ne kadar görmek istemesek de, biz doğuyla batının birleşimiyiz, kültürlerarası köprüyüz desekde Huntington’ın the Clash of Civilizations kitabında bizi tanımladığı gibi biz bir “torn” ülkeyiz. Yani parçalanmış, toplumun bir kısmının bir tarafa çekmek isterken diğer tarafının da öbür tarafa çekmeye çalıştığı bir ülke.

Bu gerçeği tespit ettikten ve kronik (yani sürekli ve asla geçmeyecek) bir problemimiz olduğunu gördükten sonra bu probleme karşı belli bir toleransımız olduğunu (ki buna sağduyu diyoruz), ancak bu toleransın az ya da çok limiti olacağını da bilmemiz lazım. Öyleyse bu yaramıza yönelik hareketleri ve yaramızın kötüleşme düzeyini sürekli izlemek zorundayız.

Bildiğiniz gibi haber programlarının deposunda her zaman belli haberler ve bu haberlerin ortaya konacağı zamanlar vardır. Kar yağar bir gazeteci bir yokuşun altında bekler çarpışan arabaları gösterir, bayram olur birisi otoban gişelerinden haber yapar gibi. Toplumsal bölünmüşlük yarasına saldırı için de aynı yöntemler defalarca kullanılır. Bunun sağduyusuz bir tarafgirlikle ama normal zamanlarda yapılması çok anormal karşılanmayabilir. Ancak içinde bulunduğumuz (ve belli ki aslında hiç içinden çıkamadığımız) kuşatma sürecinde bu tür sosyal medya paylaşımlarını safça karşılamak bir güvenlikçi olarak benim için çok zor.

Bu sıralarda yapılan bu tür paylaşımların büyük oranda manipülasyon olduğunu ve arkalarındaki kişilerin de gerçek kişiler olmadığını düşünüyorum. Unutmayın bir ülkeye yönelik saldırılar sadece askeri olarak olmuyor ve burada sürekli, ucuz ve kendini gizlemenin kolay olduğu bir kampanyadan bahsediyoruz.

Hal böyleyken hepimiz biliyoruz ki aman dikkat edin v.s. öğütlerin hiçbir anlamı yok, sosyal mühendislik öyle bir saldırı yöntemidir ki asla yüzde yüz kendinizi, kurumunuzu, ülkenizi koruyamazsınız. Eğer bu bir güvenlik meselesiyse bununla ilgili yasal mevzuatın geliştirilmesi, izleme, uyarı ve müdahale süreçlerinin devlet kurumlarınca gerçekleştirilmesi lazım. Bu konu insani değerleri, gelenekleri, kutsalları hedeflediğinden sosyal manipülasyon tehdidine karşı çalışacak güvenlik birimlerinde tarafgirlikle gözü körelmemiş, toplumumuzun tümünü tehdit eden dış aktörler hakkında ve bunların kullandığı yöntemler hakkında bilgili, bilinçli, akıllı kişilerin çalışması lazım.

Benden söylemesi, elimden gelen budur.

YAZAN: Fatih Emiral

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.