Sürdürülebilir Büyüme Üzerine Değerlendirme

0

Özellikle son yıllarda popülaritesini arttıran ‘sürdürülebilir büyüme’, çoğu gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’nin de ünlü başlıkları arasındadır. Sürdürülebilir büyüme,  ülkemizin henüz emekleme aşamalarını yaşadığı ‘verimlilik’ ile oldukça kuvvetli bağlarla örülü bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peki sürdürülebilir büyümeyi bu kadar önemli ve stratejik kılan özellik nedir? Küresel ısınmanın bir hayli yoğunluk kazandığı son yıllarda asıl anahtar kelime aslında geniş anlamda ‘doğal çevre’’dir. Bu anlayış doğayı olduğu gibi korurken; diğer yandan ekonomik büyüme ve refah seviyesini olunan noktanın ötesine taşımayı hedeflemektedir. Çevreyi, genel anlamda dünyayı kirleterek yapılan bir birimlik büyüme, orta uzun vadede bumerang etkisiyle geri dönmekte ve en başta yaratılan katma değerden zaman zaman daha fazla ve geniş çaplı olumsuz etkilere yol açmaktadır.

Ticari oluşumlarda ise genel geçer hava, hızlı bir büyümenin sağlıklı olduğu yönündedir. Fakat hızlı bir büyümede kullanılan enstrümanların doğru seçilmemesi durumunda sabun köpüğü büyümeler şirketlerin kısa ömürlü olmasına yol açmaktadır. Diğer yandan şirketin yavaş büyümesi ise günü yakalayamamasına ve yavaşlamasına neden olmaktadır. Bu iki uç noktanın ortasında, kar amacı güden kurumlar devamlılıklarını sağlayacak bir oranda büyüme seçmelidirler. Bu oran, sürdürülebilir büyüme oranı olarak adlandırılmaktadır.

Bir şirket iki şekilde büyümesini finanse edebilir; özkaynak kullanabilir ya da borç finansmanı kullanabilir. Ancak özkaynaklarını daha verimli kullanarak; borç finansmanını bir önceki seviyede tutma ile ancak sürdürülebilir bir büyümeden bahsedilebilir. Aslında bu kavram bir nevi girişimcilere -Ayağını yorganına göre uzat; aynı zamanda yorganını dikkatli kullan- demektedir.

Kontrolsüzce ve planlanmadan alınan uzun vadeli krediler ve diğer borçlanma yolları, girişimciye nakit akışı sağlarken; diğer yandan sürdürülebilir büyüme oranını ve özkaynakların verimli kullanımını düşürmekte ve girişimcinin riskini arttırmaktadır. Aslında bu çıkarsama iktisadi ajanların uzun vadede miyop olduğunun da bir kanıtı niteliğindedir.

Özkaynak verimliliğini ön planda tutmayan girişimcilerin yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı ve doğaya karşı sorumlu davranma davranışlarından yoksun olmaları; mikro bazda kendi kurumuna zarar verirken, makro bazda varlığını sürdürdüğü ülkeye ve dünyaya kalıcı ve çeşitli alanlarda zarar vermektedir. Sağlık ve gıda gibi her zaman stratejik önemini koruyan alanlar başta olmak üzere; enerji, iklim, temiz su, doğal denge gibi geneli etkileyici birçok alanda ciddi maddi hasara yol açmaktadır.

Türkiye özelinde ise OECD ülkeleri arasında verimliliği en düşük ülkelerden biri olunduğu da göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılacak olunursa; ilk önce  mevcut ve potansiyel kaynakların optimum fayda ile kullanımının nasıl başarılacağı ve büyümenin dinamikleri tespit edilmelidir. İş gücü ve sermaye faktörünün yapısı ve özellikleri iyi analiz edilerek kendi has büyüme modelini geliştirmelidir.

Türkiye’de büyüme genelde ya kamu açığı verilerek ya da cari açık verilerek finanse edilmeye çalışılmaktadır. Yapısal reformlar yapılmalı, vergi kayıpları önlenmeli ve tasarruflar arttırılmalıdır. Ayrıca ikame edilebilecek ürünlerde ise yerli üretim tercih edilmelidir.

Dünya üzerinde ise açık ekonomiye sahip binlerce ülke olduğu göz önünde bulundurulursa; hükümetler, regülatif etkilerini kullanarak kurumların dengesiz ve kontrolsüzce büyümesinin önüne geçmelidirler. Hikayenin en başında kar amacı güden kurumlar, hikayenin sonunda para ile ölçülemeyecek büyüklükte olumsuz etkilere yol açarak; sürdürülebilir bir dünya çizilmesine engel olabilirler.

 

Yararlanılan Kaynaklar :

http://www.mahfiegilmez.com/2012/11/turkiyenin-surdurulebilir-buyume.html
http://content.csbs.utah.edu/~ehrbar/erc2002/pdf/P445.pdf
http://www.tusiad.org.tr/temel-konular/uretkenlik-temelli-buyume–surdurulebilir-buyume/

Cevap Yaz

Your email address will not be published.