Tarım Politikası: Bu İkilem Nereye Kadar?

0

Üretmek toplumu kalkındıracak yegane formüldür şüphesiz. Sürekli büyüyen dinamik bir ekonomiyse kalkınmadaki aracımız üretim araçlarına odaklanmamız gerekiyor. Böylece istihdam alanları açılsın, cari açığımız kapansın, milli gelirimiz artsın vs. ki Anadolu coğrafyası hakettiği bolluk ve berekete ulaşsın.

images-1

Sözü gereğinden fazla dolandırmaya gerek yok. Üretim diyorsak eğer işe tarımdan başlamamız gerekiyor.Türkiye bir tarım ülkesi ve istatistiklere göre nüfusun yüzde otuzu doğrudan veya dolaylı olarak tarım sektöründen karnını doyuruyor. Aynı zamanda ihracatımızda da hatırı sayılır bir orana sahip. Rakam verip de kafanızı karıştırmak istemiyorum. Kısacası işe kolları sıvayıp tarım sektörüne el atmakla başlamamız gerekiyor.
Konuyu iki açıdan ele almak istiyorum.
Birincisi model olarak büyük çiftçilerle işletme tarzı bir modelle mi yola devam etmeliyiz?  Bu model büyüyen işletmeleri destekleyen, büyük balık küçük balığı yutsun mantığı ile çalışan bir uygulama. Artı yönleri üretimin daha modern, verimli ve kontrol edilebilir olmasını sağlasa da tarlasını/hayvanını satan üreticiyi işsiz bırakıp şehire göçe zorlamakta. Bu da istihdam sorunu başta olmak üzere pek çok sorunu doğurmaktadır. Türkiye de bu modelin uygulanmaya çalışıldığı hibe destek programları ile izlenmektedir. Biraz parlayan üreticiye çevresindeki küçük üreticinin üretim araçlarını al denmektedir adeta.
İkincisi ise ki ikilem burada başlıyor; tarlasını bırakıp giden üreticiye -yahu sen neden köyünü bırakıp gidiyorsun, al sana otuz bin lira geri dön- dercesine destekleme/hibe çalışmaları yapılarak gidenleri geri döndürmeye ikna etmeye çalışan bir politika görmekteyiz. Yani küçük aile işletmelerini yaygınlaştırmak amaçlanıyor. Kooperatifler ya da benzer birliklerin yaygınlaştırılması halinde tutacak bir sistem fakat şu an zor görünüyor.

images-2
Bu tezat ile süren bir tarım politikamız olduğu sürece üretimin temeli olan tarımın rayına oturmasından söz edemeyiz.  Kısacası ekonomik olarak büyümeyi beklemek en başından hayal kırıklığı getirir. Bakınız başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelere işe düzgün bir tarım politikası oluşturarak başlamışlardır. Arkasından sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişmesi doğal olarak geliyor zaten. Biz de bunca potansiyel varken bu ikilem ile üreticiyi ezmenin mantığını anlamak gerçekten güç.
Saygılarımla.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.