Tek Kelimeyle Tarımı Kurtarmak

0

Üretiyorlar. Bıkmadan usanmadan, sıcak soğuk demeden, vücutlarından dökülen her damla terin hakkını vererek, toprağı iştahla işleyerek üretiyorlar. Dört milyon aileden bahsediyorum. Ne kazanacağını bilmeden, iyi bir ürün veya mahsül çıkarmak için üçyüz altmış beş gününü toprağa feda eden insanlardan…

Her biri küçük birer işletme olan kendi kapasitelerinde ortaya bir kaç ton mahsül çıkarmaya çalışan ve bundan bir yıl geçim sağlamayı hedefleyen dört milyon çiftçi aile var ülkemizde. Ne girdilerini karşılarken ne de ürünlerini satarken pazarlık yapamıyorlar.

Bakınız, sermayesi olmadan üretim yapılabilen tek sektör belki de tarımdır. Çiftçilerimiz ürününü ticari hale getirene kadar borçlanmakta ve  malını satmaya büyük bir girdi yüküyle gitmektedirler. Dolayısıyla alıcının karşısında pazarlık şansları pek bulunmamaktadır. Çünkü en azından mallarının bir kısmını satmak zorundadırlar. Çünkü borçlular. Böyle olunca ne oluyor peki? En basitinden bir örnek vermek gerekirse malın fiyatını arz eden değil talep eden belirliyor. Yani alıcı belirliyor.Bu bir ironi değil mi? Üreticinin binbir çabayla ortaya çıkardığı ürünün fiyatını alıcı belirliyor.

Buna rağmen üretiyorlar.

Ülkemizde tarım yukarıda bahsettiğim gibi genel olarak küçük aile işletmelerinden oluşuyor. Bu durunda alım ve satım gücü de sınırlı oluyor tabi. İşletme girdilerini temin ederken (mazot, ilaç, gübre, iş gücü vs.) maliyet düşürme şansı ortadan kalkıyor. Aynı şekilde ürününü pazara sunulduğunda ticari firmalara ulaştırmak zor olduğu için çoğunlukla bir veya iki aracının elinden geçiyor. Yani büyük ölçekli sanayici veya ihracatçı bir firmanın bu kadar üreticiden sınırlı zamanda ürün toplaması oldukça meşakkatli ve maliyetli bir iş olduğundan araya aracılar giriyor. Her birinin ayrı bir kar kar koyduğunu düşünürsek bunun faturası yine üreticiye kesiliyor. Aynı durumu taze bir sebzenin İstanbul’da bir meyve/sebze haline ulaşması aşamalarında da düşünebilirsiniz.

Buna rağmen üretiyorlar.

Bunlar sadece iki örnek, bunları çoğaltabiliriz. Bu sorunlara rağmen ülkemizde geçimini sağlamak için adı üstünde milyonlarca ‘KÜÇÜK’ tarım aile işletmeleri var. Böyle olunca üretimde modernizasyonun olması ve karlılığın artması oldukça zorlaşıyor.  Peki bunların çözümü ne olabilir?

images

Aslında sihirli kelime KOOPERATİFLEŞME.

Gerek girdi temininde gerek ise ürününü pazarlarken muzzam bir güç sağlayan, bunca işletmenin girdi maliyetini düşürebilecek ve mahsulüne fiyat desteği oluşturabilecek kuruluştur kooperatif.

Bunca üreticiyi kaybetmek yerine koperatiflerle standartlarını ve karlarını yükseltmeleri sağlanabilir. Ülkenizde denenmiş fakat ihmal edilmiştir.Zaman zaman ideolojik malzeme olarak bile kullanılmıştır.Avrupa’ya baktığımızda yüzde altmış oranında üretimde ağırlıklarını görebiliyoruz.

Sözü kestirmeden bağlamak istiyorum.

Üreticiyi daha fazla zorlayarak şehirlerin varoşlarına göçe zorlamaya hiç gerek yok. Formül buz gibi ortada duruyor aslında.Keza onlar her şeye rağmen üretiyorlar diye kanlarını emmenin bir manası yok.

Saygılarımla.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.