Para Ekonomi Blogu Borsa Dolar Euro Altın Pazarlama Reklam Haber analiz Paranomist iibf iktisadi bilimler fakültesi Haberleri ingilizce makaleler piyasalar

Türk Ekonomisinde Kronik Bir Sorun: Cari Açığın Büyüme ile İlişkisi

0

Türkiye’nin yıllardır ekonomi içerisinde yaşadığı, bir anlamda artık kronikleşen büyük bir sorunu var. Cari açık şeklinde adlandırılan bu durumun tanımı bir ülkede ihracat yani dışsatımdan daha fazla ithalat yani dışalım yapılıyorsa bu ülkede dış ticaret açığının oluşması şeklindedir.  Üretim hızının büyüdüğü bir ülkede, hele ki üretimin hammaddesi eğer o ülke içerisinde üretilemiyorsa, dışarıdan alınan bu hammaddelerden dolayı cari açık oluşur.

Türkiye’de bu sorunun nedenlerinden belki de en önemlisi enerjidir. Üretimde kullanılan enerji kaynaklarının neredeyse tamamına yakınını dışarıdan ithal ederek alıyoruz. Satın alınan bu kaynaklarda para birimi olarak da Türk Lirası değil yabancı para birimi/birimlerini kullanıyoruz. Zaten cari açık sorunu da burada başlıyor. Dalgalı kur sisteminde döviz paritesi belirlenen Türkiye, kur seviyesinin yüksek olması sebebiyle aldığı hammaddelere oldukça yüksek ücretler ödüyor. Döviz kurunda ara sıra düşüşler yaşansa da, bu ufak oynamalar açığın kapanması için işe yaramıyor. Bu açığın enerji alanından kapanabilmesi için büyük teknolojik atılımlar gerçekleştirmek ya da en azından alternatif enerji kaynaklarını doğru bir şekilde kullanabilmek gerekiyor.

Türkiye’nin yıllık büyüme hedefi ortalama yüzde 5. Hedeflediği bu rakamın altına düşmesi her yıl 1 milyondan fazla insana istihdam yaratması gereken bir ülke için olumsuz durumlarla karşılaşabileceği anlamına geliyor. En azından siyasiler kendi istikballeri için bunu yapacak cesarete sahip değiller. Türkiye’nin belirlediği büyüme rakamlarının üstüne çıkması için daha fazla ithalat yapması gerekiyor. Buda doğrudan cari açığı artırıcı bir faktör. Yani ne kadar fazla büyüme isteği o kadar fazla cari açık demek.

Cari açığın azaltılabilmesi için Türkiye’nin öncelikle doğrudan yatırımları ülkeye çekebilmesi gerekiyor. 2002-2008 arasında Avrupa Birliğine yakınlaşıp girme umudu olan Türkiye, ortalama 20 milyar doların üzerinde yatırımı ülkeye çekebilmişti. 2008 Mortgage Krizi ardından yaşanan durgunluk ve siyasetteki bir takım olumsuzluklar nedeniyle yatırım miktarı yarı yarıya düştü. Şu anki kapatma işleminin %60’lık bölümü kısa vadeli portföy yatırımları ile yürütülüyor. Yapılabilecek diğer yatırım şekli ihracatın hem payı hem de kalitesinin artırılması olabilir. Katma değeri yüksek ürünlerin (örneğin bilgisayar yazılımı) pazarlara sunulması açığın bir kısmını kapatabilecek yatırımlardır.

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Konaklama İşletmeciliği bölümü mezunuyum. İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünde Yüksek Lisansımı tamamladım. İlgi alanlarım Ekonomi, Marka Yönetimi ve Markalaşma, Genel ve Türk Siyasi Tarihi ile Roma Tarihi ve Sağlık Bilimleridir. Tarih, Ekonomi ve güncel konular hakkında ayrıca kendime ait bir blog sitem mevcut. Buradan da beni takip edebilirsiniz. : mehmetayaz2828@blogspot.com.tr

Cevap Yaz

Your email address will not be published.