Türkiye’de 2017 Yılı 3.Çeyrek Büyüme Rakamları Hakkında Bir Değerlendirme

0

Geçtiğimiz günlerde Türkiye ekonomisi için üçüncü çeyrek büyüme rakamı açıklandı. Türkiye, diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere göre hızlı bir başarı sağlayarak yüzde 11.1 oranında büyüme yakaladı. Türkiye’yi yüzde 6.8 ile Çin, yüzde 6.2 ile Malezya ve yüzde 6.1 ile Hindistan izliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçüncü çeyrek büyüme oranı ile ilk iki çeyrek büyüme oranlarını da kıyasladı ve düzenlenmiş oranlarını da açıkladı. Türk ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 5.3, ikinci çeyrekte yüzde 5.4 büyüme yakalamış oldu. Toplam üç çeyrek rakamları 9 aylık periyodu yüzde 7.2 oran büyümesiyle açıklıyor. Açıklanan rakam ve düzenlemeler değişmezse bir yıllık büyüme yüzde 7 seviyelerinde çıkabilir. Yüksek döviz kuruyla ithalat yapıp, ürettiği ürünleri ihraç eden Türkiye’nin bu durumda nasıl yüksek hızda büyüdüğü ise biraz düşündürücü. Şimdi bu konu üzerine yorum yapalım.

İlk nokta Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla Türkiye’nin üretimdeki belkemiği olan Kobi’lerin bankalardan kredi çekebilmesi oldu. 2017 yılında 2016 yılına göre çekilen kredilerde artış yüzde 24 oranında gerçekleşti. Sağlanan krediler bazı işletmelerde farklı amaçlar doğrultusunda kullanılsada doğal olarak üretim yönüne de bir katkı sağladı.

2017 yılında kamu harcamaları, 2016 Nisan Referandumuyla başlayan süreçle beraber tüm hızla devam etti. Bunun büyümeye yansıması normal zira kamunun harcama yapması, diğer kesimlerinde harcama yapmasına neden oluyor ve bu, kısa vadeli büyümeyi tetikliyor. Yapılan vergi indirimleri ve tahsilat ertelemeleri de buralara ödenecek paraları vergi ödeme dışında harcamaya yöneltti. Bu harcamanın ufak etkisini zaten enflasyon oranının artışında gördük.

Meseleyi özetleyecek olursak büyüme rakamının bu derece yüksek çıkması iki nedene bağlanmaktadır. KGF aracılığıyla çekilen kredilerin artışı ve kamu harcamalarının yükselmesi. (Kamu harcamalarının artışıyla cari açık oranı da yükselmiştir.)

Büyüme oranının yüksek çıkmasının olumsuz göstergesi cari açığın artması şeklinde olmasıdır. Nedeni ise üretim yapmak için ithalat yapan Türkiye’nin ihracatı ithalat oranını (yüzdesel) karşılamadığı için cari açığın artması kaçınılmaz oluyor. Bununla birlikte büyüme rakamının yüksek çıkması demek harcama kalemlerinin (tüketici bazlı) artması demek yani enflasyonun artacağı anlamına gelmesi demek. Bu durumda kronik enflasyon sorunuyla boğuşan Türkiye’yi ekonomik anlamda zor sokabilir. Önümüzdeki yılda büyüme rakamı bu oranı yakalamayabilir. Yüzde 7 ortalama yüzde 3-5 seviyesinde kalabilir.

Kaynak: Bu yazı içerisinde gösterilen kaynaklar www mahfiegilmez com/2017/12/hzl-buyumenin-kokenleri-ve-sorunlar.html#more adlı internet sitesinden alınmıştır.

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Konaklama İşletmeciliği bölümü mezunuyum. İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünde Yüksek Lisansımı tamamladım. İlgi alanlarım Ekonomi, Marka Yönetimi ve Markalaşma, Genel ve Türk Siyasi Tarihi ile Roma Tarihi ve Sağlık Bilimleridir. Tarih, Ekonomi ve güncel konular hakkında ayrıca kendime ait bir blog sitem mevcut. Buradan da beni takip edebilirsiniz. : mehmetayaz2828@blogspot.com.tr

Cevap Yaz

Your email address will not be published.