iktisadi Ekonometrik Analiz ve Ekonomi Blogu

Türkiye’de Enflasyonun Kaynakları Nelerdir?

0

Fiyatlar genel düzeyinde yaşanan devamlı ve yüksek orandaki fiyat artışlarına enflasyon denir. Talep enflasyonu kavramını ele alacak olursak bu enflasyon türünde tüketim artışlarından dolayı yaşanan harcamalar enflasyonu artırıcı etkilere sahiptir. Bu enflasyonun olabilmesi için para arzının bir şekilde artması gerekmektedir. Maliyet enflasyonunda ise üretimde girdi olarak kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında yaşanan devamlı artış vardır. Hammaddeler, ithal girdi, işgücü ve araziler enflasyonist bir etki yaratma potansiyeli yüksek olan girdi sınıfına girerler. Maliyet enflasyonunda ise özellikle ücretlerde yaşanan artış, enflasyonda yeniden ücret artış talebi şeklinde ortaya çıkar.

Talep ve maliyet enflasyonu ile birlikte fiyat yada kar enflasyonu da mevcuttur. Bu enflasyon türünde bazı kesimlerin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatları gerçek değerlerinin üstündedir ve bu üstün fiyatlar satılarak gelir artırılır, artan gelirler karşısında talep artarak enflasyon oluşur. Bu enflasyon türleri birbiriyle bağımsız değildir. Ekonomi eğer enflasyon sürecine girerse süreç bu türlerden beslenir ve fiyatlar genel seviyesi yükselir.

Ekonomi bilimi içerisinde enflasyon ile parasal büyüklük arasında bir ilişki mevcuttur. Enflasyon başladığı takdirde enflasyonu sürdüren şey para arzının gerektiğinden fazla artmasıdır. Dönem dönem para arzında artışa yol açan nedenler değişebilir.  Bir ekonomide enflasyon başladıktan sonra “endeksleme” oluşur . Endeksleme tanım olarak paranın gerçek değerini fiyat endeksi gibi sabit bir esasa göre ölçerek enflasyon ve deflasyonun sosyal sigorta ödemeleri ile primleri üzerindeki etkisini dengelemeyi amaçlayan maliye politikası aracıdır. Endeksleme yapıldıktan sonra para arzı ile enflasyon arasındaki ilişki zayıflar. Böylelikle kronik enflasyonda para arzının kontrol altına alınabilmesi tek başına enflasyonu önlemede yeterli olmaz.

Türkiye’de enflasyonun kaynaklarını oluşturan diğer etmenler ise şunlardır :

  1. Arzın, talebi karşılayacak seviyede artmasını engelleyen yada daha yüksek seviyelerde üretim maliyetleri olan faktörlerdir. Bunlar sırasıyla piyasa yapıları, bilgi ve hammadde eksikliği, döviz sıkıntıları, ithal girdilerin fiyatlarında yaşanan ani artışlardır.
  2. Toplam talebin ekonomide üretilen mal ve hizmet miktarından fazla olmasıdır. Bunlar arasında hızlı nüfus artışıyla beraber hükümetlerin kitleleri tüketime sevketmeleri, lüks tüketim, gelir dağılımının belirli kitlelerin üzerinde yoğunlaşması ve mal ile hizmetlere olan hücum.

1980’li yıllarda Türkiye’de yaşanan ekonomi politikalarına hakim olan monetarist yaklaşım ile para arzı denetlenmeye çalışılmış ancak kamudaki açık azaltılamayarak ekonomide hareket yeteneği kısıtlanmıştır. Kamu açıklarını engellemek için iç ve dış borçlanma yoluna gidilmiştir. Kamu borçlanmasında yaşanan artış sonucunda ülkemizin mali sistemi bu ölçüde brçlanmayı kaldırabilecek büyüklükte olmadığı için reel faiz oranlar bazen yüzde 30-35 seviyelerine kadar yükselmiştir. Yükselen bu reel faiz, ekonominin geneline de yansımış ve finansman maliyetlerini yükselterek maliyet enflasyonuna neden olmuştur.

Yüksek reel faizler, ekonomi yatırımlarını da engellemiştir. Bir dönem ülkemizdeki işletme karlarının yarısından fazlası faaliyet dışı yani repo gibi işlemlerden elde edilmiştir. Yeterli kaynaklara da sahip olunamadığı için özel sektör yatırımlarıda piyasadan çekilerek ekonomi olumsuz yönde etkilenmiştir.

Kaynak: Yaşar Uysal, Türkiye’de Enflasyon: Sektörel Kaynakları ve İç Ticaret Hadleri, Dokuz Eylül Üniversitesi

Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Konaklama İşletmeciliği bölümü mezunudur. İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır. İlgi alanları Ekonomi, Marka Yönetimi ve Markalaşma, Türk Siyasi Tarihi ve Sağlık Bilimleridir.

Cevap Yaz

Your email address will not be published.